HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU                          
                                                                                
                   Kanun Numarası       : 1086                                  
                   Kabul Tarihi         : 18/6/1927                             
                   Yayımlandığı R.Gazete:Tarih:2,3,4/7/1927 Sayı: 622,623,624   
                   Yayımlandığı Düstur  :Tertip:3  Cilt:8 Sayfa:760             
                                                                                
                                  BİRİNCİ BAP                                   
                                 Umumi hükümler                                 
                                                                                
                                  BİRİNCİ FASIL                                 
                                Vazife ve salahiyet                             
                                                                                
                                   BİRİNCİ KISIM                                
                                      Vazife                                    
                                                                                

    Madde 1 - (Değişik: 26/2/1985-3156/1 md.)                                   
    Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.                                     
    GÖrev,dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin   
tespitinde,davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere,aşağıdaki maddeler
hükümleri uygulanır. Faiz,icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba  
katılmaz.                                                                       
                                                                                

    Madde 2 - Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas it- 
tihaz olunur.                                                                   
    Müddeabih başka bir şey olup da iki taraf kıymetinde uzlaşmazlarsa kıymeti  
davanın ikame edildiği mahkeme tarafından takdir ve tayin olunur.               
    Haciz ve iflas muamelatından dolayı ikame edilecek istihkak davaları        
hakkındaki ahkam mahfuzdur.                                                     
                                                                                

    Madde 3 - Müddeabih, birden ziyade ise miktar ve kıymetlerinin mecmuu esas  
ittihaz olunur. Müddeabih bir tarafın birini ifa veya istifada muhayyer olduğu  
iki veya daha ziyade şeylerden biri ise bunlardan hangisinin kıymeti ziyade ise 
yalnız o nazarı dikkate alınır.                                                 
    Hakkı hiyar muayyen para ile diğer şeye taallük ettiği halde mahkemenin     
vazifesini tayinde yalnız para esas ittihaz olunur.                             
                                                                                

    Madde 4 - Alacağın bir kısmı dava olundukta, eğer son kısım ise, mahkemenin 
vazifesini tayinde müddeabihin kıymetine bakılır.                               
    Son kısım olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı olduğu takdirde alacağın 
tamamı nazarı itibare alınır.                                                   
    Alacağın tamamı münazaalı değilse dava olunan kısma bakılır.                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 5 - Mütekabil davanın miktar veya kıymeti asıl davanın miktar veya    
kıymetinden çok ise mütekabil davanın kıymeti esastır.                          
                                                                                

    Madde 6 - Bir mülkün diğer bir mülke karşı irtifak hakkı dava olunduğu tak- 
dirde işbu hakkın mütaallik olduğu iddia olunan mülke temin ettiği ziyadei kıy- 
metle diğer mülke iras ettiği noksan kıymetten hangisi çok ise vazife onunla    
taayyün eder.                                                                   
                                                                                

    Madde 7 - (Değişik: 16/7/1981-2494/1 md.)                                   
    Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir 
dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı  
verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da ka-
rar verir.                                                                      
    Görev itirazı davanın her safhasında ileri sürülebilir.                     
    Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahke- 
mesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz.
                                                                                

    Madde 8 - (Değişik: 26/2/1985-3156/2 md.)                                   
    Sulh mahkemesi:                                                             
    I - İflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere, mamelek hu-  
kukundan doğan değer veya miktarı yüzmilyon lirayı geçmeyen davaları, (1)       
    II - Dava konusu olan şeyin değerine bakılmaksızın:                         
    1. İcra ve İflas Kanununun onuncu babında yer alan 269 ve 272 nci ve sonra- 
ki maddeleri hükümleri hariç olmak üzere, kira sözleşmesine dayanan her türlü   
tahliye, aktin feshi yahut tesbit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira  
alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaları,        
    2. Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın gi-  
derilmesine ait davaları,                                                       
    3. Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnız zilyetliğin korunması ile ilgili     
davaları.                                                                       
    4. Türk Kanunu Medenisinin 163 üncü maddesinde yazılı tedbirleri ve bunla-  
rın değiştirilmesi veya kaldırılması isteklerini,aynı Kanunun 95,159,173,261,271
inci maddeleri ile Borçlar Kanununun 91,92 nci maddelerinde mahkemeye veya haki-
me verilen işleri,                                                              
    5. Evlenmeye ve evlat edinmeye izin verilmesi isteklerini,                  
    6. Mirascılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değişti- 
rilmesi veya iptali davalarını,                                                 
    III - Bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hakimlerini görevlendirdi- 
ği dava ve işleri,                                                              
    Görür.                                                                      
                                                                                
                                İKİNCİ KISIM                                    
                                 Salahiyet                                      
                                                                                

    Madde 9 - (Değişik:30/4/1973-1711/1 md.)                                    
    Her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk 
Kanunu Medenisi gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür.          
___________________                                                             
                                                                                
(1) Bu benddeki miktar, 20/6/1996 tarih ve 4146 sayılı Kanunun 1 inci maddesi   
    ile yüzmilyon liraya yükseltilmiş ve metne işlenmiştir.                     
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
Davalının ikametgahı belli değilse, davaya Türkiye'de son defa oturduğu yer     
mahkemesinde bakılır.                                                           
    Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde     
açılır.Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak
yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır.      
Ancak davanın, sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye 
getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme 
onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.                       
    Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı veya 
eşlerin davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkeme-
sidir.                                                                          
                                                                                

    Madde 10 -Dava,mukavelenin icra olunacağı veyahut müddeaaleyh veya vekili   
dava zamanında orada bulunmak şartiyle akdin vuku bulduğu mahal mahkemesinde de 
bakılabilir.                                                                    
                                                                                

    Madde 11 - Aşağıdaki davalar müteveffanın ikametgahı mahkemesinde görülür:  
    1 - Terekenin taksimine ve kısmetin butlan ve feshine ve mirasçılar arasın- 
da terekenin idaresine ait iddialar,                                            
    2 - Terekenin taksimi katisine kadar tereke aleyhine ikame olunan davalar.  
    Terekeden bir mal hakkında istihkak davası, terekenin tahrir ve tesbiti za- 
manında mal nerede bulunur ise orada dahi ikame olunabilir.                     
    Verasetin ispatına, miras hisselerinin tayinine mütedair davalar, mirasçı-  
ların her birinin bulunduğu mahal mahkemesinde de rüyet olunabilir.             
                                                                                

    Madde 12 - Haczi ihtiyatiden sonra haciz kararının müstenidi olan alacak    
davası haciz kararını veren mahkemede de ikame olunabilir.                      
                                                                                

    Madde 13 - Gayrimenkule mütaallik davalar, gayrimenkulün bulunduğu mahal    
mahkemesinde ikame olunur.                                                      
    Gayrimenkule mütaallik dava sebebi ne olursa olsun gayrimenkulün aynına ve- 
ya gayrimenkul üzerinde bir hakka veya muvakkat olsa bile anın zilyedliğine ve- 
yahut hakkı hapsine mütedair olanlardır. İrtifak haklarına dair iddialarda, üze-
rine irtifak hakkı taallük eden malın bulunduğu mahal mahkemesi selahiyettardır.
    Dava birden ziyade gayrimenkule ait ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu 
mahal mahkemesinde ikame olunur.                                                
                                                                                

    Madde 14 - Davayı asliyenin ikame olunduğu mahkeme davayı mütekabileye dahi 
bakmağa salahiyettardır.                                                        
                                                                                

    Madde 15 - Bir dava münasebetiyle iki taraf vekillerinin ücret ve masraf    
iddiaları miktarı herneye baliğ olursa olsun o davaya bakan mahkemede görülür.  
                                                                                

    Madde 16 - Türkiye dahilinde malüm ikametgahı olmıyanlar aleyhindeki mal    
davaları Türkiye'de sakin oldukları mahal mahkemesinde ve Türkiye'de malüm mes- 
keni yoksa emvalinin veya munazaalı şeyin veya teminatı varsa o teminatın bulun-
duğu mahal mahkemesinde bakılır.                                                
                                                                                

    Madde 17 - Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulun- 
duğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere  
o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir. Şirket ve cemiyetlerin  
ve tesislerin kendi işlerine mütaallik olmak üzere azası aleyhine ve azanın bu  
sıfatla yekdiğeri aleyhlerine ikame edecekleri dava bu şirket, cemiyet veya     
tesisin ikametgah addolunan mahal mahkemesinde bakılır.                         
*                                                                               
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 18 - (Mülga:20/5/1982-2675/46 md.)                                    

    Madde 19 - Sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat davası sigorta emvali 
gayrimenkuleye veya muayyen bir yerde kalması şart kılınan  emvali menkuleye    
müteallik ise emvali mezkürenin bulunduğu ve vaziyeti icabı müstakar olmıyan    
emvale mütaallik ise tehlikenin hadis olduğu ve hayat sigortalarında sigorta    
olunan şahsın ikametgahının bulunduğu mahallerde dahi ikame edilebilir.         
    Bu kanunun meriyetinden sonra sigorta mukavelelerine bu maddeye muhalif     
konulacak şartların hükmü yoktur.                                               
    Bu madde bahri sigortalara şamil değildir.                                  

    Madde 20 - Memur, asker, mektep talebesi, amele, çırak ve hizmetçi gibi bir 
mahalde muvakkaten sakin bulunanların oradaki ikametleri meşguliyetlerine göre  
uzunca bir zaman devam edebilecek ise bu kabil kimseler aleyhine alacak ve em-  
vali menkule davaları bulundukları mahal mahkemesinde bakılabilir.              

    Madde 21 - Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal   
mahkemesinde ikame olunabilir.                                                  

    Madde 22 - Mahkemenin salahiyeti intizamı amme esasına binaen tayin edilme- 
miş olan hallerde iki taraf bir veya mütaaddit muayyen hususa mütaallik ihtilaf-
larının salahiyettar olmıyan mahal mahkemesinde görülmesini tahriren mukavele   
edebilirler. Bu halde işbu mahal mahkemesi o davaya bakmaktan imtina edemez.    

    Madde 23 - Salahiyettar olmıyan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan    
kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahi- 
yetini kabul etmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafın arzularına tabi
olmıyan mesail bundan müstesnadır.Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye    
kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi salahiyet kararı    
verir. Mahkemenin salahiyattar olmadığını iddia eden taraf salahiyettar mahkeme_
yi beyana mecburdur.                                                            

    Madde 24 - Teşkilatı Esasiye Kanunu ve Kanunu Medeni ve sair adli kanunlar  
ve muahedeler ile salahiyet hakkında vazolunan hükümler mahfuzdur.              

    Madde 25 - (Değişik:26/2/1985-3156/3 md.)                                   
    Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı 
veya iki mahkemenin yargısal sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edil-
diği takdirde, yetkili mahkemenin tayini için Yargıtaya başvurulur.             
    İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdik-
leri kararlar temyiz edilmeksizin kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili   
mahkeme Yargıtayca belirlenir.                                                  
    Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu ke-  
sinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahke-
meyi bağlar.                                                                    

    Madde 26 - Tayini merci hakkında tetkikat evrak üzerine icra olunabilir.    

    Madde 27- Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava arzu-
halinin reddine karar verdiği takdirde arzuhali ve dava dosyasını ait olduğu    
mahkemeye gönderir ve yeniden harç alınmaz.                                     
                                                                                
                                 İKİNCİ FASIL                                   
                       Hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi             
                                                                                

    Madde 28 - Hakim aşağıdaki hallerde davaya bakmaktan memnudur. Talep edilme-
se bile bizzat istinkafa mecburdur:                                             
                                                                                
                                                                              * 
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
    1 - Kendisine ait olan veyahut doğrudan doğruya veya dolayısiyle alakadar   
olduğu davalarda,                                                               
    2 - Aralarında evlilik rabıtası mürtefi olsa bile karısının davasında       
ve neseben veya sebeben usul ve füruunun veya üçüncü dereceye kadar (bu derece  
dahil) neseben veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik mürtefi olsa dahi    
ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sebeben civar hısımlarının veya         
aralarında evlatlık rabıtası bulunanın davasında,                               
    3 - İki taraftan birinin vekili veya vasisi veya kayyımı sıfatiyle hareket  
ettiği davalarda,                                                               
    4 - Hini davada heyeti idaresinden bulunduğu cemiyete, belediyeye veya diğer
hükmi bir şahsa ait davalarda.                                                  
                                                                                

    Madde 29 - Aşağıdaki hallerde hakim bizzat kendisini reddedebilir veya iki  
taraftan biri canibinden reddolunabilir:                                        
                                                                                
    1 - Davada iki taraftan birine nasihat vermiş veya yol göstermiş olması,    
    2 - Davada iki taraftan biri veya üçüncü şahıs muvacehesinde kanunen icap   
etmeden reyini beyan etmiş olması.                                              
    3 - Davada şahit veya ehlihibre veya hakem ve yahut hakim sıfatiyle         
dinlenmiş veya hareket etmiş olması,                                            
    4 - Davanın dördüncü dereceye kadar (bu derece dahil) civar hısımlarına     
ait bulunması,                                                                  
    5 - Dava esnasında iki taraftan birisiyle davası veya aralarında bir        
düşmanlık bulunması,                                                            
    6 - Umumiyetle hakimin bitaraflığından şüpheyi mucip esbabı mühimme         
bulunması.                                                                      
                                                                                

    Madde 30 - Davaya bakmaktan memnu bulunan hakim ancak iki tarafı teşkil     
edenlerin cümlesinin sarih ve tahriri muvafakatleri ile muhakemede hazır        
bulunabilir. Aksi takdirde memnuiyet sebebinin hadis olduğu tarihten itibaren   
o hakim huzuriyle yapılan bilumum muameleler mafevk mahkemesinin karariyle      
iptal olunabilir. Hüküm ve kararlar ise her halde iptal olunur. Hakim masarifi  
muhakeme ile mahkum edilebilir.                                                 
                                                                                

    Madde 31 - Hakim reddini mucip sebeplerden biri varken bizzat istinkaf      
etmezse iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.     
    İki taraf muvafakat etseler bile ret sebeplerinden biri varsa, hakim        
 bizzat istinkaf edebilir.                                                      
                                                                                

    Madde 32 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/3 md.)                                
    Bir hakim reddini gerektiren sebepleri bildirerek davaya bakmaktan          
çekinirse, ret istemini incelemeye yetkili olan merci, bu çekinmenin yerinde    
olup olmadığına karar verir.                                                    
                                                                                

    Madde 33 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/4 md.)                                
    Hakimin reddi dilekçesi reddolunacak hakimin mensup olduğu mahkemeye        
verilir, Vekilin, hakimin reddi isteminde bulunabilmesi bu konudaki yetkisinin  
vekaletnamede açıkça belirtilmiş olması şartına bağlıdır.                       
    Hakimin reddi istemi, reddi istenen hakim katılmaksızın mensup olduğu       
mahkemece incelenir. Reddedilen hakimin iştirak etmemesinden dolayı mahkeme     
teşekkül edemez veya mahkeme tek hakimden oluşuyor ise, ret istemi o yerde      
asliye hukuk hakimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hakim tarafından       
incelenir.                                                                      
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
yerdeki asliye hukuk hakimliği görevi bir hakim tarafından yerine getiriliyorsa 
o hakim hakkındaki ret istemi, asliye ceza hakimi varsa onun tarafından, yoksa  
en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir.                                   
    Sulh hukuk hakimi reddedildiği takdirde, ret istemi o yerdeki diğer         
sulh hukuk hakimi tarafından incelenir. Sulh Hukuk hakimliği görevi tek hakim   
tarafından  yerine getiriliyorsa ret istemi, bulunma sıralarına göre, o yerdeki 
sulh ceza hakimi, asliye hukuk hakimi, asliye ceza hakimi, bunların da          
bulunmaması halinde en yakın yerdeki sulh hukuk hakimi tarafından incelenir.    
                                                                                

    Madde 34 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/5 md.)                                
    Hakimin reddi sebebini bilen tarafın ret isteğini en geç ilk oturumda       
bildirmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise    
en geç ondan sonraki ilk oturumda yeni bir işlem yapılmadan önce bu isteğini    
hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret isteği dinlenmez.  
    Hakimin reddi dilekçe ile olur. Bu dilekçede, ret isteğinin dayandığı       
durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi 
gerekir.                                                                        
    Ret isteğinden vazgeçmek hükümsüzdür.                                       
    Hakimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı       
taraf  buna beş gün içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra başkatip    
tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri dosya ile        
birlikte reddi istenen hakime verilir. Hakim beş gün içinde dosyayı inceler     
ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile       
bildirerek dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere başkatibe verir.            
    Ret sebepleri yazılı delillere dayanmıyorsa merci, isteği reddetmekte       
veya gösterilen tanıkları dinleyerek bir karar vermekte serbesttir.             
    Ret sebebi sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse ret isteğini       
kabul edebilir.                                                                 
    Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.                               
    Hakimi çekinmeye davet hakimin reddi hükmündedir.                           
                                                                                

    Madde 35 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/6 md.)                                
    Hakimin reddi istemi aşağıdaki hallerde kabul edilmeyerek geri çevrilir.    
    1. Ret isteği zamanında yapılmamışsa,                                       
    2. Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse,                        
    3. Ret isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.    
    Bu hallerde ret isteğinin, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzake-    
reye  katılmasıyla, tek hakimli mahkemelerde de reddedilen hakimin kendisi      
tarafından geri çevrilmesine karar verilir.                                     
    Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabilir.   
                                                                                

    Madde 36 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/7 md.)                                
    Hakimin reddi istemine ilişkin karar duruşma yapılmaksızın verilebilir.     
    Reddi istenen hakim ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar   
o davaya bakamaz. Şu kadar ki gecikmesinde zarar umulan iş ve davalar bunun     
dışındadır. Daha önce hakkındaki ret isteği mercice reddolunan hakimin aynı du- 
rum ve olaylara dayanılarak yeniden reddedilmesi hali de hakimin davaya bakma-  
sına engel teşkil etmez.                                                        
    Merci ret isteğini kabul etmezse, reddi istenen hakim davaya bakmaya        
 devam eder.                                                                    
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
    Hakimin reddi isteğinin merci tarafından usul veya esas yönünden kabul      
edilmemesi halinde istekte bulunanların her birinden bin liradan onbin liraya   
kadar para cezası alınmasına hükmolunur. Birden çok hakim bir arada reddedil-   
mişse para cezasının üst sınırı uygulanır.                                      
    Hakim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret isteğinin reddi   
halinde verilecek para cezası bir önceki para cezasının iki katından az olamaz. 
    Bu para cezasının tahsili için davaya bakacak mahkeme dosyanın gelişi       
tarihinden başlayarak onbeş gün içinde gereğini yapar. Merci kararının bozulması
halinde, tahsil olunmuş para cezası ilgilinin isteği üzerine geri verilir.      
                                                                                

    Madde 36/A - (Ek: 16/7/1981 - 2494/8 md.)                                   
    Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan dava ve işlerde hakimin    
reddi istemi ile ilgili merci kararları kesindir.                               
    Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık bulunan dava ve işlerde, ret iste-   
mi hakkındaki merci kararları tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün  
içinde temyiz edilebilir; bu halde 433 ncü madde hükmü uygulanmaz. Yargıtay dai-
relerinin bu husustaki kararlarına uymak zorunludur.                            
    Ret isteminin reddine ilişkin merci kararının Yargıtayca bozulması veya ret 
isteminin kabulüne dair merci kararının Yargıtayca onanması halinde, ret sebebi-
nin doğduğu tarihten başlayarak, reddedilen hakimce yapılmış olan ve ret iste-  
minde bulunan tarafından itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra 
bakacak hakim tarafından iptal olunur.                                          
                                                                                

    Madde 37 - Reddi hakim esbabına müsteniden davanın zabıt katibi de red-     
dolunabilir. İşbu ret talebi katibin ifayı vazife eylediği mahkeme tarafından   
tetkik olunur.                                                                  
                                                                                
                                 ÜÇÜNCÜ FASIL                                   
                                  Taraflar                                      
                                                                                
                                BİRİNCİ KISIM                                   
                             Tarafların ehliyeti                                
                                                                                

    Madde 38 - Davaya ehliyet Kanunu Medeni ile tayin olunmuştur.               
                                                                                

    Madde 39 - Ehliyeti haiz olan hükmi şahıslar, kanuni uzuvları vasıtasiyle   
ve icap eden mezuniyeti istihsal ile hareket ederler.                           
    Aksi halde hakim tayin edeceği müddet zarfında şeraitin ikmali için muhake- 
meyi talika mecbur olduğu gibi davanın her halinde taraflardan her biri de bunu 
talep edebilir. Ancak müstacel işlerde hakim davanın muvakkaten devamına karar  
verebilir.                                                                      

    Madde 40 - Hakimin tayin ettiği müddet zarfında şeraiti lazime ikmal olun-  
mazsa yapılan muamele hükümsüz addolunur. Şu kadar ki kanunen davanın takibi    
bir makamın mezuniyetine mütevakkıf ise hakim bu makamı haberdar etmek şartiyle 
yeni bir mühlet de verebilir.                                                   

    Madde 41 - İki taraftan birinin vefatı halinde diğer tarafın, talebiyle     
hakim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir.                            

    Madde 42 - Taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine ka-   
nuni bir müşavir tayin edilmesi talep edilir ise hakim bu hususta kati bir      
karar verilinceye kadar muhakemeyi talik edebilir.                              
    Taraflardan biri icabı kanuniye binaen şifahaneye konulmuş veya ihtilat-    
tan meni ve tecrit edilmiş olup da asaleten veya vekaleten mahkemede bulunması  
mümkün değilse kezalik o kimse hakkında davayı takip için bir kayyım tayin olu- 
nuncıya kadar muhakeme talik olunabilir.                                        
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                İKİNCİ KISIM                                    
                    Tarafların taaddüdü, davanın tefrik ve tevhidi              
                                                                                

    Madde 43 - Birden ziyade kimseler aşağıdaki hallerde birlikte dava ikame    
edebilecekleri gibi birlikte aleyhlerine de dava ikame olunabilir:              
    1 - Müddeiler veya müddeaaleyhler arasında müddeabih olan hak veya borcun   
iştirak halinde bulunması veyahut müşterek bir muamele ile hepsinin lehine bir  
hak taahhüt edilmiş olması veya kendilerinin bu suretle taahhüt altına girme-   
leri,                                                                           
    2 - Davanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi,                  
                                                                                

    Madde 44 - Müctemian müddei veya müddeaaleyh olanlar birlikte hareket       
ederler. Ancak bunlardan biri hususi bir iddia veya müdafaa vasıtasına malik    
ise onu ayrıca kullanabilir. Birlikte hareket edenler herhalde davaya bakan     
mahkemenin, dairei kazası dahilinde müşterek bir ikametgah göstermeğe           
mecburdurlar.                                                                   
                                                                                

    Madde 45 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/9 md.)                                
    Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması       
halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece     
birleştirilebilir.                                                              
    Davalar ayrı mahkemelerde açılmış ise, bağlantı nedeni ile birleştirme      
talebi ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürüle-   
bilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, ilk itirazın kabulüne ve davaların     
birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlıdır.      
    Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğe-   
rini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.              
                                                                                
    (Değişik: 26/2/1985 - 3156/4 md.) Temyiz mercii ayrı olan davaların bu      
madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu halde temyiz incele- 
mesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait ka-  
rarları inceleyen Yargıtay dairesince yapılır.                                  
                                                                                

    Madde 46 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/10 md.)                               
    Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlik-  
te açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her saf- 
hasında, istek üzerine veya kendiliğinden karar verebilir.                      

     Madde 47 - Kanunu Medeni mucibince müştereken dava ikame etmeleri veya     
aleyhlerine ikame olunması iktiza edenlerin davalarında tefrik kararı verile-   
mez.                                                                            

    Madde 48 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/11 md.)                               
    Birleştirme ve ayırma istekleri, dilekçe ile veya duruşmada sözlü olarak    
da yapılabilir.                                                                 
    Aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve      
ayırma hususundaki kararlar hakkında ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gi-   
dilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez.          
                                                                                
                                 ÜÇÜNCÜ KISIM                                   
                                 Davanın ihbarı                                 
                                                                                

     Madde 49 - İki taraftan biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü şahsa rücu  
hakkı olduğu mülahazasında bulunursa makamına kaim olarak davayı takip veya     
davada üçüncü şahıs sıfatiyle kendisine iltihak etmesi lüzumunu o şahsa ihbar   
edebilir.                                                                       
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
    Davanın her halinde ihbar caizdir. Şu kadar ki ihbar için iki tarafın biri  
canibinden vuku bulacak mühlet talebi davanın ikamesini veya davada rücuu icap  
eden vasıtanın mahkemeye arzını mütaakıp dermeyan edilmezse mühlet verilemez.   

    Madde 50 - Üçüncü şahıs ihbar eden kimsenin makamına kaim olarak davayı     
takip etmeği kabul ederse davayı kendi namına takip edemeyip yalnız ihbar eden  
şahsı temsil eder.                                                              

    Madde 51 - Üçüncü şahıs ihbar eden kimsenin makamına kaim olarak davayı     
takip veya davaya müdahale eylemediği halde bu hususu ihbar eden kimse davada   
bulunmağa mecburdur. Şu kadar ki ihbar tarihinden itibaren üçüncü şahsa karşı   
yalnız hilesinden veya ağır kusurundan mesuldür.                                

    Madde 52 - Kendisine ihbar vakı olan üçüncü şahıs o hususta başkasına       
hakkı rücuu olduğu mülazahasında ise kendisi de o kimseye keyfiyeti ihbar ede-  
bilir. Bu suretle ihbarın tevalisi caizdir. Bu gibi hallerde hakim ancak zaruri 
olan mühletleri verir ve mühlet talep edenlerden teminat da istiyebilir.        
                                                                                
                              DÖRDÜNCÜ KISIM                                    
                         Üçüncü şahsın müdahalesi                               
                                                                                

    Madde 53 - Hakkı veya borcu bir davanın neticesine bağlı olan üçüncü şahıs  
iki taraftan birine iltihak için davaya müdahale edebilir.                      

    Madde 54 - Müdahale talebi muhakeme bitinciye kadar dermeyan olunabilir     
ve davayı asliyenin cereyanı talik olunur. Müdahale talebi arzuhal ile olur.    
    Tahkikat hakimi tarafından tayin olunacak muhakeme günü arzuhale işaret     
edilerek suretleri iki tarafa tebliğ olunur.                                    

    Madde 55 - Tayin olunan günde iki taraftan her biri müdahale talebine iti-  
raz edebilir ve işbu itiraz tahkikat hakimi tarafından hadiseler hakkındaki     
usule tevfikan tetkik ile karar verilir.                                        

    Madde 56 - Müdahale talebinin kabulü halinde müdahil ancak davayı bulunduğu 
noktadan itibaren takip edebilir.                                               

    Madde 57 - Müdahil iltihak ettiği tarafla birlikte hareket eder. Fakat hü-  
küm iltihak olunan tarafa muzaf olarak verilir. Mahkeme iltihak olunan tarafla  
müdahil arasında tahaddüs edecek hakkı rücu davasını birlikte halledebilir.     

    Madde 58 - İşbu fasıl ahkamı kanunen müddeiumuminin müdahalesi lazımgelen   
hukuk davalarında da tatbik olunur.                                             
                                                                                
                             DÖRDÜNCÜ FASIL                                     
                           İki taraf vekilleri                                  
                                                                                

    Madde 59 - Dava ikamesine ehil olan her şahıs davasını bizzat veyahut in-   
tihap edeceği vekil vasıtasiyle ikame ve takip edebilir.                        
    Kanuni mümessiller dahi bu hakkı haizdir.                                   

    Madde 60 - Davaya vekalet, aşağıdaki hükümler müstesna olarak Kanunu        
Medeninin umumi hükümlerine tabidir.                                            

    Madde 61 - (Değişik: 19/3/1969 - 1136/194 md.)                              
    Davaya vekalet deruhte etmesine kanunen imkan bulunmıyan vekil mahke-       
meye kabul olunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmiyen vekilin müvekkiline, 
keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re'sen davetiye gönderilir.  
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 62 - Kanunen salahiyeti mahsusa itasına mütevakkıf hususlar müs-      
tesna olmak üzere vekalet, hüküm katiyet kesbedinciye kadar davanın takibi için 
icap eden bilümum muameleleri ifaya ve hükmün icrasına ve masarifi muhakeme-    
nin tahsiliyle bundan dolayı makbuz itasına ve kendisi aleyhinde de işbu muame- 
latın kaffesinin ifa edilebilmesine mezuniyeti mutazammındır.                   
    İşbu mezuniyeti takyit edecek bütün kayıtlar diğer taraf indinde gayri      
 muteber addolunur.                                                             
                                                                                

    Madde 63 - Sarahaten mezuniyet verilmemişse vekil sulh olamaz ve aharı      
tahkim veya ibra ve davadan hiçbir suretle feragat veya hasmın davasını ve      
teklif olunan yemini kabul veya mahkümünbihi kabız ve haczi fekkedemez. Yeminin 
kabul veya reddini beyan için salahiyet ancak yemin edecek kimse tarafından ye- 
min teklif olunan meseleye ittıla kesbettikten sonra verilebilir.               
                                                                                

    Madde 64 - Davaya müteaddit vekil tayin olunmuş ise her biri münferiden     
icrayı vekalet edebilir. Hilafına vuku bulan şart hasım indinde muteber değil-  
dir.                                                                            
                                                                                

    Madde 65 - Katibiadil, nahiye meclisi veya ihtiyar heyeti veyahut sulh ha-  
kimi tarafından imzası musaddak bir vekaletname ile vekaletini vekil ispat etme-
ğe ve vekaletnamenin aslını veyahut musaddak suretini dava dosyasına konulmak   
üzere vermeğe mecburdur. Şu kadar ki nahiye meclisi, ihtiyar heyeti veya sulh   
hakimi tarafından tasdik edilecek vekaletname ancak sulh hakimleri huzurunda    
görülecek davalar hakkında muteberdir. Devairi resmiye vekillerine mensup olduk-
ları daire amiri tarafından usulüne muvafık surette verilen vekaletnameler, mu- 
teber olup ayrıca tasdika tabi değildir.                                        
                                                                                

    Madde 66 - Davanın her halinde ve esas hakkındaki hükme kadar vekaletna-    
menin aslı istenilebileceği bunun kafi veya usulüne muvafık olmadığı hakkında da
itiraz olunabilir.                                                              
                                                                                

    Madde 67 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/12 md.)                               
    Vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargıla-  
ma ile ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hal- 
lerde mahkeme, verecegi kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla 
vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre     
içinde vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul 
ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse dava açılmamış sayılır ve yapılan    
işlemler hükümsüz kalır. Bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama     
giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahküm edilir.            
    Bunları kötü niyetle yapan vekil aleyhine ceza takibi yapılmak ve disip-    
lin cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro 
başkanlığına yazı gönderilir.                                                   
    Bir tarafın vekil tutmak istemesi, vekilini azletmesi, vekilin istifa et-   
mesi, kendisinin yahut vekilinin dosyayı incelememiş bulunmaları sebebiyle yar- 
gılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak vekil tutulmaması veya dosyanın incele-
nememesi kabul olunabilir bir özüre dayanıyorsa hakim bir defalık kısa bir süre 
verebilir. Verilen süre sonunda, vekil oturuma gelmemiş veya dosya incelenmemiş 
olsa bile davaya devam olunur.                                                  
    Vekaletname aslının veya onanmış örneğinin her dosya için ayrı ayrı veril-  
mesi zorunludur.                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 68 - Müvekkili namına muamele yapmış olan vekil nefsini azlettiğini   
veya müvekkili tarafından azlolunduğunu dava zaptına kayıt veya tebliğ ettiril- 
mek suretiyle diğer tarafa bildirmedikçe, istifa ve azlin o taraf hakkında hükmü
yoktur.                                                                         

    Madde 69 - Vekilin esnayı muhakemede müvekkili huzurunda vakı beyanatı      
müvekkili tarafından derhal tekzip edilmezse müvekkilden sadır olmuş addolunur. 

    Madde 70 - Davasını bizzat takip eden kimse huzuru mahkemede münasip        
olmıyan hal ve tavırda bulunur ise hakim kendisine ihtar eyler. Buna da riayet  
etmezse hakim derhal dışarıya çıkarılmasını emir ve icabı halinde kendisini     
vekil tayinine icbar eder. Vekil tayin etmediği surette gıyaben muhakeme icra ve
hükmolunur.                                                                     
    Vekil, münasip olmıyan hal ve tavırda bulunursa yukarki fıkralar mucibince  
mahkemeden çıkarılır ve mahkemece kati lüzum görülürse bu bapta esbabı mucibenin
zikriyle tayin edeceği müddet zarfında başka bir vekil göndermesinin asile teb- 
liğine karar verilir.                                                           
    Müvekkil mahkemece tayin olunan müddet zarfında diğer bir vekil gönder-     
mezse mahkemeye gıyaben bakılır.                                                

    Madde 71 - Tahkikat hakimi iki taraftan birinin layıkiyle davasını takip    
edecek ehliyette olmadığını görürse bir vekili refakatine alınmasını emredebilir
o kimse emre riayet etmezse muhakeme gıyaben icra olunur.                       
                                                                                
                              BEŞİNCİ FASIL                                     
                        İki tarafın hak ve vazifeleri                           

    Madde 72 - Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı   
tetkik ve halledemez.                                                           

    Madde 73 - Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı     
istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tev- 
fikan davet etmedikçe hükmünü veremez.                                          

    Madde 74 - Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim      
her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka
bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm     
caizdir.                                                                        

    Madde 75 - Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hallerde hakim iki    
taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate  
alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz.                      
    Ancak müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında izahat       
istiyebilir.                                                                    
    Hakim davanın her safhasında iki tarafın iddiaları hududu dahilinde olmak   
üzere kendilerini istima ve lazım olan delillerin ibraz ve ikamesini emre-      
debilir.                                                                        

    Madde 76 - Hakim re'sen Türk kanunları mucibince hüküm verir. Ancak bir ec- 
nebi hukukunun tatbikı lazım olan hallerde, buna istinat eden taraf o kanun hük-
münü ispatla mükelleftir. İspat olunmazsa Türk kanunları mucibince hükmolunur.  

    Madde 77 - Hakim tahkikat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede sürat ve    
intizam dairesinde cereyanına ve beyhude masrafa meydan verilmemesine dikkatle  
mükelleftir.                                                                    

    Madde 78 - Hakim muhakeme adabı haricinde çıkan tarafı meneder.             
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
    Okunamıyan veya münasebetsiz olan evrak iade edilir. Ve yeniden tanzim      
için münasip bir mühlet verilir. Bu mühlet zarfında tanzim olunmazsa yeniden    
mühlet verilemez.                                                               

    Madde 79 - Kanunen sarahat olmadıkça hiç kimse kendi lehine olan davayı     
ikameye veya hakkını talebe icbar olunamaz.                                     

    Madde 80 - İki tarafın veya hakimin, zahir ve açık olan yazı ve hesap ha-   
taları daima tashih olunabilir. Bu tashih neticesinde bir münazaa, mahiyetini   
değiştirir veya halledilmiş bulunursa masarifi muhakemeyi tayinde bu cihet naza-
rı dikkate alınır.                                                              

    Madde 81 - (Değişik: 4/7/1956 - 6769/1 md.)                                 
    Günlük muhakeme listesinde yazılı işlerle keşif ve delillerin tesbiti gibi  
yapılması zaruri veya müstacel görülen işler müstesna olmak üzere mahkemeler,   
resmi çalışma saati dışında ve resmi ve adli tatil günlerinde, hiç bir adli mua-
mele yapamazlar.                                                                
    (İkinci fıkra Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)                               

    Madde 82 - Esaslı merasime riayet edilmeksizin yapılan usule mütaallik      
muameleler bu bapta menfaati bulunan kimsenin davayı takipten evvel talebi seb- 
kederse iptal olunur.                                                           
    Umumi intizamı veya muamelei usuliyenin istihdaf ettiği maksadı temin mü-   
lahazasiyle vazolunan ahkam esaslı merasimden addolunur.                        
    Esaslı olmıyan merasime riayet edilmezse bu bapta menfaati olan kimsenin    
davayı takipten evvel talebi sebkederse tashih veya ikmal olunur.               
                                                                                
                              ALTINCI FASIL                                     
                                 Islah                                          
                                                                                

    Madde 83 - İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yaptığı muameleyi   
tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Aynı davada her taraf ancak bir kere ıslah  
hakkını kullanabilir.                                                           

    Madde 84 - lslah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinciye kadar ve 
tabi olmıyanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir.                       

    Madde 85 - Islah, muayyen celsede diğer taraf hazır olduğu halde yapıla-    
bileceği gibi evvelemirde o tarafa tebliğ edilmek şartiyle arzuhal ile de yapı- 
labilir.                                                                        

    Madde 86 - Islah eden taraf bu tarihe kadar olan dava masrafiyle diğer taraf
için - takdir olunacak zarar ve ziyanı davada mahküm olmuş gibi derhal mahkeme  
veznesine vermeğe mecburdur. Aksi halde ıslah yapılmamış addolunur.             
    İleride zarar ve ziyanın fazla veya noksanlığı sabit olursa fazlayı, tazmin 
ve noksanı istirdat eder.                                                       

    Madde 87 - Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren usule 
mütaallik bilcümle muamelelerin yapılmamış addolunmasını müstelzimdir. Ancak    
hakim huzurunda sebkeden ikrarlarla bir mahallin keşif ve muayenesi üzerine tes-
bit olunan hali mübeyyin her nevi zabıt varakalarının ve ehli hibre raporlarının
münderecatı ve şahitlerin şahadetleri mahfuzdur. Şu kadar ki ıslahtan sonra ce- 
reyan edecek tahkikat neticesinde tebeyyün edecek hal, mezkür reylerin nazara   
alınmasını icap etmezse bunlara da olmamış nazariyle bakılır.Müddei ıslah sure- 
tiyle müddeabihi tezyit edemez.                                                 

    Madde 88 - Islah eden taraf davasını kamilen ıslah ettiği ve bunun tebliğ   
tarihinden itibaren üç gün zarfında yeni bir dava ikame eylemediği halde davası 
iptal olunur.                                                                   
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 89 - Davasını tamamen ıslah eden müddei iptal tarihinden itibaren     
üç ay zarfında yeniden dava ikame eylemezse davasından feragat etmiş addolunur  

    Madde 90 - Islah hakkının, mücerret hasmı izaç ve davayı sürüncemede bırak- 
mak  gibi fena bir maksatla kullanıldığı karinei haliye ile anlaşılırsa, hakim  
ıslah talebinde bulunan kimseyi diğer tarafın bilümum zarar ve ziyanını tazmin  
ile mahküm ettikten başka yüz liraya kadar cezayı nakdiye de mahküm edebilir.   
                                                                                
                              YEDİNCİ FASIL                                     
                             Feragat ve kabul                                   
                                                                                

    Madde 91 - Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesidir.  

    Madde 92 - Kabul, iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat 
etmesidir.                                                                      

    Madde 93 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/13 md.)                               
    Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak   
yapılır.                                                                        

    Madde 94 - Feragat veya kabul eden taraf mahkum olmuş gibi masarifi mu-     
hakemeyi tediyeye mecburdur.                                                    
    Şu kadar ki müddeaaleyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebe-   
biyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş ise
masarifi muhakeme ile ilzam olunamaz.                                           
    Feragat veya kabul neticei talebin yalnız bir kısmı hakkında ise masarifi   
muhakeme buna göre tayin olunur.                                                
                                                                                

    Madde 95 - Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder.
    Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeaaleyh müddeinin  
neticei talebini kabul ederse müddeaaleyhin davada devamı huzuru mecburi değil- 
dir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez.                 
                                                                                
                                 SEKİZİNCİ FASIL                                
                                     Teminat                                    
                                                                                

     Madde 96 - Bir davada verilecek teminat mahkemenin takdir edeceği nakit    
veya mahkemece kabul olunacak sehim ve tahvil veya gayrimenkul rehin veyahut    
muteber bir banka kefaleti veya katibiadilden musaddak senetle kefil iraesi     
suretiyle yapılır. İki taraf teminatın nevi ve şeklini mukavelenamelerinde      
tasrih etmişlerse teminat ona göre tayin olunur. Kanunun başka şekilde teminat  
gösterilmesine müsaade ettiği haller bundan müstesnadır.                        
                                                                                

     Madde 97 - Türkiye'de Kanunu Medeni mucibince ikametgahı olmıyan müddei    
veya davaya müdahale eden kimse diğer tarafın muhtemel zarar ve ziyaniyle masa- 
rifi muhakemesine mukabil 96 ncı madde mucibince teminat göstermeğe mecburdur.  
     İşbu kaide tahkikat ve muhakeme esnasında ikametgahını ecnebi memlekete    
nakledenler hakkında da caridir. Muahede hükümleri mahfuzdur.                   
                                                                                

     Madde 98 - Teminat talebi davanın ikamesini mütaakıp ve esasa girişilmezden
evvel veya Türkiye haricinde mukim olan kimse davaya dahil olur olmaz dermeyan  
edilmek lazımdır.                                                               
     Davanın rüyeti esnasında ikametgahını ecnebi memlekete nakledenler hakkında
teminat talebi nakil keyfiyetinin diğer tarafa bildirilmesini mütaakıp vakı ol- 
mak iktiza eder. Aksi halde her iki surette teminat talebi hakkı sakıt olur.    
                                                                                

     Madde 99 - Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde teminat verilmezse  
muhakemede hazır bulunulmamış addolunur.                                        
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

     Madde 100 - Teminatın kafi veya muteber olup olmadığı hakkındaki ihtilaflar
davayı tahkikeden hakim tarafından hallolunur.                                  
                                                                                
                                 DOKUZUNCU FASIL                                
                                İhtiyati tedbirler                              
                                                                                

    Madde 101 - Hakim iki taraftan birinin talebiyle davanın ikamesinden evvel  
veya sonra aşağıda gösterilen hal ve şekillerde ihtiyati tedbirler ittihazına   
karar verebilir:                                                                
    1 - Menkul ve gayrimenkul malların ayni münazaalı ise bunun haciz veya yed- 
diadle tevdiine,                                                                
    2 - Münazaalı şeyin muhafazası için lazımgelen her türlü tedbirlerin ittiha-
zına,                                                                           
    3 - Kanunu Medeni ile muayyen hallerde nafaka alınmasına,                   
    4 - Ayrılık veya boşanma davası üzerine Kanunu Medeni mucibince icap eden   
muvakkat tedbirlerin ittihazına.                                                
                                                                                

    Madde 102 - (Mülga: 18/4/1929 - 1424/342 md.)                               
                                                                                

    Madde 103 - 101 ve 102 nci maddelerde gösterilen hallerden başka tehirinde  
tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde tehlike veya zararı
defi için hakim icap eden ihtiyati tedbirlerin icrasına karar verebilir.        
                                                                                

    Madde 104 - Dava ikamesinden evvel haczi ihtiyati kararı mahkeme tarafın-   
dan verilir.                                                                    
    Haczi ihtiyatden maada talep olunan ihtiyati tedbirlerin en az masrafla ve  
en çabuk nerede ifası mümkün ise işbu tedbirlere o mahal mahkemesi tarafından   
dahi karar verilebilir.                                                         
    Dava ikamesinden sonra bilümum ihtiyati tedbirlere tahkikata memur hakim    
tarafından karar verilir. Şu kadar ki hakim ihtiyati tedbirin diğer bir mahalde 
daha az masrafla ve daha çabuk ifasını kabil görürse bu hususta karar verilmek  
üzere o mahal hakimini naip tayin edebilir.                                     
                                                                                
    Madde l05 - Hakimden ihtiyati tedbire karar verilmesi arzuhal ile talep     
olunur. Bunun üzerine derhal ve müstacelen iki taraf davet edilip gelmeseler    
bile iktiza eden karar verilir.                                                 
    Müstacel veya müddeinin hukukunu derhal muhafaza zaruri olan hallerde her   
iki taraf davet edilmeksizin dahi ihtiyati tedbire karar verilebilir.           
                                                                                

    Madde 106 - İhtiyati tedbir kararı, icabı halinde kuvvei müsellaha istisha- 
biyle icra dairesince tatbik olunur. Şu kadar ki haczi ihtiyatiden maada teda-  
birlerin tatbikı mahkeme başkatibine veya katiplerinden birine de tevdi oluna-  
bilir.                                                                          
    Kararın sureti alakadarlara icra esnasında ve bulunmazlarsa müteakiben teb- 
liğ olunur.                                                                     
                                                                                

    Madde 107 - Gıyaben verilmiş olan ihtiyatı tedbir kararlarına itiraz caiz-  
dir. İşbu itiraz icranın tehirine karar verilmedikçe icranın tehirini müstelzim 
değildir.                                                                       

    Madde 108 - İtiraz arzuhal ile yapılır ve evrakı sübutiyeside arzuhale rap- 
tolunur.                                                                        
    İhtiyati tedbir kararına itirazdan evvel dava ikame edilmiş ise itiraz arzu-
hali tahkkiat hakimine verilir. 104 üncü maddenin son fıkrası hükmü mahfuzdur.  
İtiraz vukuunda hakim iki tarafı davet ve her birini istima ettikten sonra kara-
rını tadil veya tebdil veya refedebilir. Şu kadar ki iki taraftan biri veya iki-
si gelmezlerse evrak üzerine tetkikat icrasiyle karar verilir.                  
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 109 - İhtiyati tedbir kararı dava ikamesinden evvel verilmiş ise      
tatbik edilmiş olsun olmasın kararın verildiği tarihten itibaren on gün zarfın- 
da esas hakkında dava ikamesi lazımdır. Bu müddette müddi davasını ikame eyle-  
diğini müsbit evrakı, kararı tatbik eden memura ibrazla dosyaya vaz'i ve kaydet-
tirerek mukabilinde ilmühaber almağa mecburdur. Aksi takdirde ihtiyati tedbir   
bir güna merasime hacet kalmaksızın kendiliğinden kalkar ve iktizasına göre va- 
zolunan tedbirin fiilen kaldırılması ihtiyati tedbiri tatbik eden daire veya me-
murdan talep olunabilir.                                                        

     Madde 110 - İhtiyati tedbir kararını talep eden taraf bundan dolayı diğer  
tarafın ve üçüncü şahsın duçar olması muhtemel zarar ve ziyanlarına mukabil te- 
minat iraesine mecburdur. İcabı hale göre hakim işbu mecburiyeti refedebilir ve 
ihtiyati tedbir kararını talep eden Devlet veya müzahareti adliyeye nail kimse  
ise teminat iraesi lazım gelmez.                                                

       Madde 111 - Aleyhine ihtiyati bir tedbire karar verilmiş olan taraf temi-
nat gösterirse icap vaziyete göre bu tedbir tebdil veya refiolunabileceği gibi  
vaziyet ve şeraitin tebeddülü sabit olursa ihtiyati tedbirin teminatsız tadil   
veya ref'i de caizdir.                                                          
       Madda 112 - Esas hakkında mahkeme tarafından verilen kararın tefhim veya 
tebliğ olunmasını mütaakıp ihtiyaten icra kılınmış olan tedbir mürtefi olur. Şu 
kadar ki mahkeme hükmün icrasını temin için işbu tedbirin tayin edeceği müddet  
zarfında devamına karar varebilir.                                              

       Madde 113 - İhtiyatı tedbirin ittihazına mütaallik evrak, dava esas      
dosyasiyle birleştirilir.                                                       

       Madde 113/A - (Ek: 30/4/1973 - 1711/2 md.)                               
       İhtiyati tedbir kararının uygulanması dolayısiyle verilen emre uymayan   
veya o yolda alınmış tedbire aykırı davranışta bulunan kimse eylemi T. C. K. na 
göre daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, aidolduğu ceza mahkemesince  
bir aydan altı aya kadar hapisle cezalandırılır.                                
                                                                                
                              ONUNCU FASIL                                      
                             Muamelelerin şekli                                 
                                                                                
                              BİRİNCİ KISIM                                     
                           Davetiyeler ve tebligat                              
                                                                                

    Madde 114-117 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)                            

    Madde 118 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)                                 

    Madde 119 - 132 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)                          

    Madde 133 - 136 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)                           

    Madde 137 - 146 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)                          

    Madde 147 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)                                 

    Madde 148 - (Mülga: 11/2/1959-7201/62 md.)                                  
                                                                                
                              İKİNCİ KISIM                                      
                   Muhakeme celseleri, zabıtları, dosyalar                      
                                                                                

    Madde 149 - Muhakeme alenen yapılır. Alenen icrası adap ve ahlakı umumiye-  
ye mugayir olduğu muhakkak olan hallerde mahkeme, esbabı mucibe beyaniyle mu-   
hakemeyi hafiyyen icra edebilir.(1)                                             
                                                                                
-------------------                                                             
(1) Gizli duruşmalarda uygulanacak usuller ve yayın yasağına dair hükümler için 
    1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 377 nci maddesine bakınız.    
                                                                                
*                                                                               
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 150 - Muhakemenin idare ve zabıta işleri reise aittir.                
    Reis iki taraftan her birine icabına göre söz verir ve söz söylemekten      
meneden ve mahkemenin intizamını bozan her şahsı derhal mahkemeden çıkartır.    
    Bir kimse mahkeme huzurunda münasip olmıyan bir kavil veya fiilde bulu-     
nursa derhal reis tarafından mahkeme karariyle tevkifhaneye gönderilir ve yirmi 
dört saat zarfında isticvap olunarak bir haftaya kadar hafif hapis veya yirmi   
beş liraya kadar hafif cezayı nakdi ile mücazat olunmasına mahkemece karar veri-
lir. Bu kimse derhal tutulamadığı takdirde yukardaki ceza gıyabında hükmolunur. 
Ancak bu husustaki ilamın tebliği tarihinden itibaren on gün müruruna kadar ha- 
pis olunmak üzere kendiliğinden gelirse def'i davaya hakkı olur. MÜnasip olmıyan
kavil veya fiil daha ağır cezayı mustelzim ise derhal tutulacak zabıt varaka-   
siyle ait olduğu ceza mahkemesine verilir.                                      
                                                                                

    Madde 151 - Zabıt katibi hakimin nezareti altında tahkikat ve muhakematın   
cereyanını zabıtnameye kaydeder.                                                
    Zabıtname,mahkemenin ve hakimlerin isimlerini, tahkikat ve muhakematın      
cereyan ettiği mahalli, celsenin açıldığı gün ve saati, iki tarafın ve vekille- 
rinin isimlerini, cereyan eden muhakeme ve muamele ile iki tarafın ne gibi evrak
ibraz ettiklerini, muhakemenin aleni icra kılındığını veya aleniyetin ref'ini   
icap eden esbabı, ikrarı veya sulhu veya davaya kısmen veya tamamen nihayet ve- 
ren feragati, hulasai iddia ve müdafaatı, şuhut ve ehli hibrenin beyanatını,    
münaziunfihin keşif ve muayenesi halinde rapor hulasasını ve ittihaz olunan     
kararla sureti tefhimini ihtiva eder.                                           
    Zabıtnamade raptedildiği zikrolunan vesikalar münderecatı da zabıtname      
metni hükmündedir.                                                              
    Hakim tarafından mezuniyet verilmedikçe iki taraf veya vekilleri ifadelerini
zabıtnameye imla suretiyle yazdıramazlar. Reis, iki tarafın ifadeleri hülasasını
alenen söyliyerek zabıtnameye yazdırır.                                         
    Zabıtnamenin, şahitlerin ve ehlihibrenin ifadelerine ve iki tarafın ikrar   
ve sulh ve feragatine taallük eden kısımları bunların huzurunda okunarak        
kendilerine imza ettirilir.                                                     
                                                                                

    Madde 152 - Muhakeme celsesinin hitamında zabıtname muhakemede hazır bulunan
hakimlerle zabıt katibi tarafından derhal imza olunur.                          
                                                                                

    Madde 153 - Şifahi muhakemenin tarzı cereyanı ancak zabıtname ile ispat     
olunabilir.                                                                     
                                                                                

    Madde 154 - Mahkemenin haricinde hakim veya naip huzuriyle yapılacak        
bilümum muamelede zabit katibinin hazır bulunması lazımdır.                     

    Madde 155 - Zaptın tamamının veya bir kısmının suretleri talep vukuunda     
iki tarafa verilir. İşbu suretlere mahkemenin mühürü vazı ve aslına mutabık     
olduğu başkatip tarafından imza olunarak tasdik olunur.                         

    Madde 156 - Muhakeme esnasında veya haricinde ibraz olunan evrak zabıt      
katibi tarafından dosyasına konularak zabıtnameye işaret edilir. Dosyanın başka 
bir mahalle gönderilmesi icap ederse evrakı ibraz edenler asılları yerine mu-   
saddak suretlerinin gönderilmesini talebe salahiyettardırlar.                   
    Bu baptaki karar tahkikat hakimi tarafından verilir.  Zabıt katibi, dosya   
muhteviyatını mübeyyin listeye ilave veya istirdat olunan evrakı derhal kay-    
detmek  mecburiyetindedir.                                                      

    Madde 157 - Zabıt katibi, hakimin nezareti ve emri altındadır. Her iki      
taraf veya vekilleri dava dosyasını tetkik ve mütalaa edebilirler.              

    Madde 158 - Zabıt katibi muhakemeden evvel ve icap ettiği halde muhakemenin 
hitamından sonra da dava dosyasını berayı tetkik mahkeme azalarına vermek ve    
vaktı zamanında noksansız almak ile mükelleftir.                                
*                                                                               
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                               ON BİRİNCİ FASIL                                 
                          Müddetler ve hali sabıka irca                         
                                                                                
                                 BİRİNCİ KISIM                                  
                                   Müddetler                                    
                                                                                

    Madde 159 - Müddetleri kanun veya hakim tayin eder. Kanunda gösterilen      
müstesna hallerden başka hakim kanunen tayin edilen müddetleri tezyit veya ten- 
kis edemez. Kendinin tayin ettiği müddetleri iki tarafı dinledikten sonra makul 
sebeplere binaen tenkis ve tezyit edebilir.                                     
                                                                                

   Madde 160 - Müddetler iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebliğ tarihin-  
den itibaren başlar.                                                            
                                                                                

   Madde 161 - Müddet gün olarak tayin edilmiş ise tefhim veya tebliğ edildiği  
gün hesaba katılmaz ve son günü tatil saatinde biter.                           
   Müddet hafta veya ay olarak tayin edilmiş ise başladığı güne son hafta veya  
ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Müddet ay nihayetine doğru başla- 
yıp da bittiği ayın aynı günü yoksa müddet bu ayın sonunda biter. Bu suretle    
pazartesi günü başlamış olan müddet munkazi olacağı haftanın pazartesi gününde  
ve ayın birinci günü başlayan müddet munkazi olacağı ayın birinci gününde ve    
otuz bir Kanunuevvelde başlıyan iki ay müddet şubatın son gününde biter.        
                                                                                

    Madde 162 - Tatil günleri müddette dahildir. Şu kadar ki müddetin son günü  
tatile tesadüf ederse tatilin ertesi günü hitam bulur.                          
                                                                                

    Madde 163 - Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapıl-   
ması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müdde-  
tin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçir- 
miş olan taraf yenisini istiyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir   
daha verilemez.                                                                 
                                                                                

    Madde 164 - Kendisine müddet verilen kimsenin ikametgahı muamele yapaca-    
ğı mahalden altı saat ve daha ziyade uzakta ise müddete beher altı saat ve kü-  
suru için bir gün zam olunur. Zammı lazım gelen müddet esbabı mucibe göstermek  
suretiyle iktizasına göre tenkis veya tezyit olunabilir.                        
                                                                                

    Madde 165 - Kanunun veya hakimin tayin eylediği müddetin başlaması tebli-   
ga mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi tebliğ tarihin-  
den itibaren başlar. Meğerki hilafına kanunda sarahat buluna.                   
                                                                                
                              İKİNCİ KISIM                                      
                             Hali sabıka irca                                   
                                                                                

    Madde 166 - Bu kanunun veya hakimin tayin ettiği kati müddetin müruriyle    
sukut etmiş olan hakkın hali sabıka ircaı aşağıda beyan olunan hallerde talep ve
hükmolunabilir.                                                                 
                                                                                

    Madde 167 - Sakıt olan hakkın hali sabıka ircaına karar verebilmek için:    
    1 -Muayyen mühlet zarfında muameleyi yapmağa mecbur olan kimsenin veya      
vekilinin, arzu ve ihtiyarı haricinde olarak muameleyi yapmaktan aciz bulundu-  
ğunun tahakkuk etmesi,                                                          
                                                                                
    2 - Kanuni yollara müracaatın hukukan imkansız bulunması lazımdır.          
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 168 - Hali sabıka irca talebi maniin zevali tarihinden itibaren       
on gün zarfında usulen dermeyan edilmedikçe mesmu olmaz.                        
    Tahkikat esnasında mürur etmiş olan müddetlerin esasa mütedair vicahi       
hükümden sonra hali sabıka ircaı talep olunamaz.                                
                                                                                

    Madde 169 - Hali sabıka irca talebi meselenin esasını halle salahiyettar    
olan hakime arzolunur. Bir hüküm hakkında kanuni yollara müracaat hakkının sa-  
kıt olması üzerine hali sabıka irca talebi, verilen hükmü tetkika salahiyettar  
olan  mahkemeye arzolunur.                                                      
                                                                                

    Madde 170 - Mahkemei asliye ve sulh hakimlerinden vuku bulacak hali sabıka  
irca talepleri hadiseler hakkındaki usule ve Temyiz Mahkemesine dermeyan olunan 
hali sabıka irca talebi temyiz şeraitine tevfikan yapılır ve bu şekilde tahkik  
ve hükmolunur.                                                                  
                                                                                

    Madde 171 - Hali sabıka irca talebi muhakemenin talikını icap etmez ve      
hükmün icrasına da mani olmaz. Şu kadar ki bu talebi tetkika salahiyattar       
mahkeme icabına göre teminat verilmek şartiyle muhakemenin talikına ve hükmün   
tehiri icrasına karar verebilir. 110 uncu maddenin son fıkrası hükmü burada     
da caridir.                                                                     
                                                                                

    Madde 172 - Mahkeme hali sabıka ircaa dair verdiği kararda hangi muamele-   
nin keenlemyekün addedildiğini tasrih eyler. 87 nci maddede bildirilen  muamele-
lerin hüküm  ve kuvvetleri bakidir.                                             
                                                                                

    Madde 173 - Hali sabıka irca talebinin ve hükümsüz  addolunan muamelelerin  
masrafı irca talebinde bulunan tarafa tahmil olunur.                            
                                                                                

    Madde 174 - Bir davada aynı tarafın  birden ziyade hali sabıka ircaı talebi 
kabul olunamaz.                                                                 
                               ON İKİNCİ FASIL                                  
                                   Tatil                                        
                                                                                

    Madde 175 - Her sene bilümum mahkemeler Temmuzun yirmisinden Eylülün beşine 
kadar tatil olunur.                                                             
                                                                                

    Madde 176 - (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)                               
    Adli ara vermede ancak aşağdaki dava ve işler görülür:                      
     1. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti, deniz rapor-     
larının alınması ve dispeççi tayini istekleri ve bunlara karşı yapılacak iti-   
razlar hakkında karar verilmesi,                                                
     2. Aravermede yapılmasına karar verilen keşifler,                          
     3. Her çeşit nafaka davaları,                                              
     4. Velayet ve vesayet işlerine ait davalar,                                
     5. Nüfus davaları,                                                         
     6. Hizmet akdinden doğan davalar,                                          
     7. Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları,                        
     8. Tahkim babındaki hükümlere göre mahkemenin görevine giren anlaşmazlık   
ve işler,                                                                       
     9. İflas ve konkordatoya ait davalar,                                      
    10. Kanunların sulh mahkemesini veya hakimini görevlendirdiği dava ve işler,
    11. Kanunlarda ivedi olduğu veya adli aravermede de bakılabileceği belirti- 
len veya basit yargılama usulüne bağlı tutulan başka dava ve işler,             
    12. Mahkemece taraflardan birinin isteği üzerine ivedi görülmesine karar ve-
rilen dava ve işler,                                                            
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
    (Değişik ikinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/5 md.) Tarafların uyuşması halinde  
veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın isteği üzeri-
ne yukarıdaki iş ve davalara bakılması adli ara vermeden sonraya bırakılabilir. 
    Adli araverme süresi içinde, yukardaki fıkralarda gösterilenler dışında     
kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşılık dava ve temyiz di-   
lekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden    
kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her tür-  
lü tebliğat, dosyanın başka bir mahkemeye veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri 
de yapılır.                                                                     
    7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri saklıdır.                             
    Bu madde hükümleri Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.                   
                                                                                

    Madde 177 - Bu  kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına     
tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeğe lüzum olmaksızın tatilin   
bittiği günden itibaren yedi gün evvel uzatılmış addolunur.                     
                                                                                
                                    İKİNCİ BAP                                  
                Sulh mahkemeleriyle mahkemei asliyede murafaa usulü             
                                                                                
                                  BİRİNCİ FASIL                                 
                                   Dava ikamesi                                 
                                                                                

    Madde 178 - Arzuhallerin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava ikame edilmiş
addolunur.                                                                      
                                                                                

    Madde 179 - (Değişik: 26/2/1985-3156/6 md.)                                 
    Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:                               
    1. Tarafların ve varsa kanuni temsilci veya vekillerinin ad ve soyadları ile
adresleri,                                                                      
    2. Açık bir şekilde dava konusu,                                            
    3. Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında
açık özetleri ve delillerinin nelerden ibaret olduğu,                           
    4. Hukuki sebeplerin özeti,                                                 
    5. Açık bir şekilde iddia ve savunma,                                       
    6. Karşı tarafın hangi sürede cevap verebileceği,                           
    7. Davacının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.             
                                                                                

    Madde 180 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/14 md.)                              
    Dava dilekçesinde sözü edilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıl-  
larıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla    
düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerin dilekçeye eklenerek mahkemeye   
verilmesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların     
bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yapılması ve gerekli posta gi-  
derinin pul olarak verilmesi zorunludur.                                        
    Birinci fıkra hükmünün yerine getirilmemesi veya eksik getirilmesi halinde, 
hakim ilk oturumda istenen hususların on günlük kesin süre içinde yerine geti-  
rilmesini veya eksikliğin tamamlanmasını davacı tarafa bildirir.                
                                                                                

    Madde 181 - (Değişik: 13/12/1934 - 2606/1 md.)                              
    Toplu hakimle kurulmuş olan bir mahkeme, bir dava görülürken heyetin kara-  
riyle azadan birini tahkikat yapmağa memur edebilir.                            
    Tahkikat işi azadan birine havale edilmediği halde tahkikat hakimine ait    
vazifelerden 182, 183,184, 196, 197, 209, 211 ve 212 nci maddelerde yazılı      
olanlar mahke-                                                                  
*                                                                               
                                                                                
                                                                                
                                                                                
me reisi tarafından ve diğerleri heyetçe yapılır. Toplu  hakimli olan mahkeme-  
lerde tahkikata havale olunmayan veya tek hakimli mahkemelerde görülen davaların
tahkikat ve muhakemesi birden yapılır.                                          
                                                                                

    Madde 182 - Tahkikat hakimi müstacel hususlarda cevap müddetini azaltabilir.
Hakim tarafından bu kararın esbabı mucibesi davetiyenin aslına yazılıp imza     
olunur.                                                                         
                                                                                

    Madde 183 - Memaliki ecnebiyede veya mahkemenin dairei kazası veya bulunduğu
şehir haricinde ikamet edenlerle ikametgahı meçhul bulunanlar hakkında yapılacak
tebliğde hangi gün ve saatte mahkemede bulunulacağı ve cevap müddeti tahkikat   
hakimi tarafından tayin olunur.                                                 
                                                                                

    Madde 184 - Müstacel hususattan başka hallerde kanunen  muayyen cevap       
müddetinden az bir müddet tayin edilmiş ise müddeaaleyh cevap vermeğe mecbur    
değildir. Bu suretle tahkikat hakimi cevap için yeni bir mühlet tayin eder.     
                                                                                

    Madde 185 - Kanunu Medenide tayin olunan haller mahfuz kalmak şartiyle      
dava ikamesi ile aşağıda gösterilen neticeler hasıl olur:                       
    1 - Müddeaaleyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar     
edemez.                                                                         
    2 - Müddei, Müddeaaleyhin rızası olmaksızın davasını tevsi veya mahiyetin   
tebdil edemez. Aşağıdaki madde hükmiyle davadan feragat veya ıslah bu hükümden  
müstesnadır.                                                                    
                                                                                

    Madde 186 - Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi        
ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile      
olan davasından sarfınazar ederek müddeabihe temlik eden kimseye karşı dava     
eder.Bu suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik     
eden kimse ile beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe     
mahküm olur.                                                                    
    Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan 
davasına tebdil eder.                                                           
                                İKİNCİ FASIL                                    
                              İtirazatı iptidaiye                               
                                                                                

    Madde 187 - İtirazatı iptidaiye aşağıdaki gösterilen hallerden ibaret       
olup davanın bidayetinde ve hepsi birlikte beyan edilmek lazımdır:              
    1 - Türkiye'de ikametgahı bulunmıyanlardan teminat talebi,                  
    2 - Salahiyet iddiası,                                                      
    3 - (Mülga: 16/7/1981 - 2494/37 md.)                                        
    4 - İkame olunan davanın diğer bir mahkemede derdesti rüyet bulunduğu       
iddiası,                                                                        
    5 - Davanın diğer bir mahkemede dertesti rüyet olan diğer dava ile irti-    
batı bulunduğu iddiası,                                                         
    (......) (1)                                                                
    6 - (Mülga: 26/9/1963 - 338/1 md.)                                          
    7 - Dava arzuhalinin veya davetiye varakasının veyahut cevap layihasının    
tanziminde kanuni noksanlar bulunduğu veya tebliğin usülüne muvafık olmadığı    
iddiası,                                                                        
    8 - Davayı mütekabilenin kabule şayan bulunmadığı iddiası.                  
---------------------                                                           
(1) Bu aradaki "Biri hakkında verilecek kararın diğerine tesir edecek mahiyet-  
    te olması halinde iki dava arasında irtibat mevcut addolunur." şeklindeki   
    ibare 16/7/1981 tarihli ve 2494 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile yürürlük- 
    ten kaldırılmıştır.                                                         
                                                                           *    
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 188 - İtirazatı iptidaiye davanın bidayetinde esasa girişilmezden     
evvel hep birlikte dermeyan edilmezse bir daha mesnu olmaz.                     
      Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlarla 98    
inci madde hükmü mahvuzdur.                                                     

    Madde 189 - Müddeaaleyhin itirazatı iptidaiyesi esasa cevap için tayin olu- 
nan müddette müddeiye tebliğ olunur. Müddeinin itirazatı iptidaiyesi ilk muha-  
keme celsesinde şifahen dermeyan olunur.                                        
    Şu kadar ki davayı mutekabileye cevap verilmiş ise itirazın işbu cevapta    
tasrihi lazımdır.                                                               
    İki tarafın bilahara dermeyan edebilmek selahiyetini kanunen haiz oldukları 
itirazat hadise şeklinde hallolunur.                                            

    Madde 190 - İtirazatı iptidaiye hadiseler gibi tahkik ve hallolunur.        

    Madde 191 - İtirazatı iptidaiye hakkında esas davayı rüyete salahiyettar    
hakim tarafından karar verilir.                                                 

    Madde 192 - Mahkeme beraberce dermeyan edilen bilumum itirazatı iptidaiye-  
yi bir karar ile hal ve fasleder.                                               
                                                                                

    Madde 193 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/15 md.)                              
    Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenle-  
yip vermek zorundadır.                                                          
    Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tara- 
fa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur.               
    (Değişik: 26/2/1985 - 3156/7 md.) Her iki halde, karara karşı temyiz süre-  
sinin sona erdiği veya Yargıtayın onama kararının tebliğ edildiği tarihten baş- 
layarak on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağırı kağıdı teb- 
liği ettirilmesi gerekir.                                                       
    Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler     
saklıdır.                                                                       
                                                                                

    Madde 194 - Aynı davanın diğer mahkemede derdesti rüyet olduğuna müstenit   
itirazatı iptidaiyenin kabulü halinde dava ikame edilmemiş addolunur.           
                                                                                
                               ÜÇÜNCÜ FASIL                                     
                               Esasa cevap                                      
                                                                                
                              BİRİNCİ KISIM                                     
                              Umumi hükümler                                    
                                                                                

    Madde 195 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/16 md.)                              
    Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve var-   
sa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren   
on gün veya hakim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme   
kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır.      
    Yukarıda belirtilen on günlük süre, 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna    
tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür.                                     
                                                                                

    Madde 196 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/17 md.)                              
    Davalı tarafından ilk itiraz ileri sürülmüşse bu husus mahkemece öncelikle  
ve esasa girilmeden incelenerek sonuçlandırılır.                                
                                                                                

    Madde 197 - İşin mahiyeti itibariyle cevap layihasının tayin olunan müddette
tanzimi müşkül bulunduğu veyahut esbabı fevkaladeye binaen kabil olamadığı an-  
laşılırsa müddeaaleyhe yeni bir mühlet verilebilir ve keyfiyet derhal müddeiye  
bildirilir.                                                                     
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 198 - Yukarki maddedeki gösterilen sebeplere mebni, tayin olunan müd- 
dette cevap layihasını vermemiş ve yeni mühlet de istememiş olan taraf muhake-  
me celsesinde de esasa girişmezden evvel bu baptaki mazeretini bildirerek müd-  
detin temdini istiyebilir. Talebi kabule şayan görülürse kendisine sureti kati- 
yede üç günü tecavüz etmemek üzere mühlet verilir. Ancak bu celseye ait muhake- 
me masrafı her halde kendisine tahmil olunur.                                   
                                                                                

    Madde 199 - (Mülga: 16/7/1981 - 2494/37 md.)                                
                                                                                

    Madde 200 - (Değişik: 26/2/1985 - 3156/8 md.)                               
    Cevap dilekçesinin 179 uncu maddenin bir ve ikinci bentlerinde yer alan ka- 
yıtlardan başka aşağıdaki hususları da ihtiva etmesi gerekir.                   
    1. Davacı tarafından bildirilmiş olan vakıaların her biri hakkında verile-  
cek cevaplar,                                                                   
    2. Açıkça savunma,                                                          
    3. Davalının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.             
    180 inci madde hükmü, cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.                
                                                                                

    Madde 201 - Müddeaaleyh müddeinin arzuhalinde beyan olunan vakıaları inkar  
ile iktifa etmezse layiha aşağıdaki hususları ihtiva etmek lazımdır:            
    1 - Müddeaaleyhin istinat ettiği bütün vakıalar hakkında sıra numarasiyle   
icap eden izahatı,                                                              
    2 - İstinat eylediği kanuni sebeplerin hulasaları.                          
                                                                                

    Madde 202 - (Değişik birinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/9 md.) Davalı cevap    
dilekçesinde karşılık dava da dahil olmak üzere bütün iddia ve savunmaları      
ile sebeplerini birlikte bildirmeye mecburdur.                                  
    Müddeaaleyh cevap layihasını hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun muva-    
fakatı olmaksızın müdafaa sebeplerini tevsi veya tebdil edemez.                 
Ancak ıslah haliyle 186 ncı madde hükmü müstesnadır.                            
                                                                                
                             İKİNCİ KISIM                                       
                           Davayı mütekabile                                    
                                                                                

    Madde 203 - Müddeaaleyh davayı mütekabilesini esas dava hakkındaki cevap    
layihasını bildirmek suretiyle ikame edebilir.                                  
                                                                                

    Madde 204 - Aşağıda gösterilen iddialar davayı mütekabile addolunur:        
    1 - Takas ve mahsup talebi,                                                 
    2 - Müddeiye karşı müddeaaleyhin ikame eylediği bilumum davalar.            
                                                                                

    Madde 205 - Takas ve mahsup talebinden başka davayı mütekabile davayı as-   
liyeye mürtebit ise kabul ve tetkik olunur.                                     

    Madde 206 - Tetkik ve halli idari makamların salahiyeti dahilinde bulunan   
veya hakemler marifetiyle halli icap eden hususlara ait iddialar davayı müte-   
kabile olarak ikame olunamaz.                                                   
                                                                                

    Madde 207 - Müddeaaleyhin ikame eylediği davayı mütekabileye karşı müddei   
cevap layihası verebilir.                                                       
    Bu layiha, müddeaalleyhin def'ine cevap makamında olup onunla birleştiri-   
lir.                                                                            
    İşbu layihada müddei müddeaaleyh tarafından mütekabilen ikame olunan dava-  
ya karşı dermeyan edeceği bilumum itirazatı iptidaiye ile davayı mütekabile-    
nin esasına karşı vereceği cevabı yazması lazımdır.                             
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

   Madde 208 - Müddeinin, müdeaaleyh tarafından verilecek cevap layihasının     
kendisine tarihi tebliğinden itibaren on gün zarfında cevap vermesi lazımdır.   
197 nci madde hükmü müddeinin cevap layihası hakkında da caridir.               

    Madde 209 - Müddeaaleyhin cevap layihasında dermeyan eylediği vakıalara     
karşı müddei, icabı halinde 207 nci maddenin birinci ve ikinci fıkralarına      
tevfikı hareketle on gün zarfında inkar veya kabulü mübeyyin izahat vermeğe     
mecburdur.                                                                      
    Ayni müddet zarfında defi de dermeyan edebilir. Bu surette müddeinin ver-   
diği cevap layihası derhal müdeaaleyhe tebliğ olunur.                           

    Madde 210 - Müddeaaleyh, müddeinin tebliğ ettirdiği cevap layihasına on     
gün zarfında cevap verebilir.                                                   

     Madde 211 - 179 uncu maddenin birinci ve ikinci numaralariyle 180 inci     
ve 197 nci maddeler ahkamı müddeaaleyhin cevabına mukabil müddeinin dermeyan    
eylediği defi ile müddeaaleyhin bu defa karşı beyan eylediği defiler hakkında   
dahi tatbik olunur.                                                             

    Madde 212 - İki taraf yazı bilmedikleri ve mahkemenin bulunduğu mahalde     
vekaleti ifa edebilecek kimse bulunmadığı takdirde tahkikat hakimi iki tara-    
fın iddia ve müdafaasını huzurlarında zabıt katibine söyliyerek yazdırır.       
                                                                                
                             DÖRDÜNCÜ FASIL                                     
                                Tahkikat                                        
                                                                                

    Madde 213 - (Değişik: 26/2/1985 - 3156/10 md.)                              
    Davanın her aşamasında tahkikat hakimi iki tarafı veya vekillerini çağıra-  
rak davanın maddi olguları hakkında beyanlarını dinleyebilir ve sonuç verece-   
ği umulan hallerde bunları sulha da teşvik edebilir.                            
    Tahkikat sırasında taraflara çıkartılacak çağırı kağıtlarında, tarafların   
belli edilen günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, tahkikata yokluk-   
larında devam edileceği bildirilir.                                             
    Geçerli bir özürü olmadan gelmeyen taraf yokluğunda cereyan eden işlemlere  
itiraz edemez.                                                                  

    Madde 214 - İki taraf arasında layihalar teati edildikten veya bunun için   
muayyen günler geçtikten sonra davanın muhakeme ve hüküm için kafi derecede     
tavazzuh ettiğini tahkikat hakimi anlarsa tahkikatın bittiğini kendilerine      
bildirir.                                                                       
    Aksi halde tahkikat hakimi iki tarafı davet ve noksan gördüğü cihetleri is- 
tizah eder.                                                                     

    Madde 215 - Tahkikat hakiminin ispatı vücut etmeleri için iki tarafa vere-  
ceği mühlet laakal on gündür. Müstacel hallerde hakim re'sen veya iki taraftan  
birinin talebiyle bu müddeti azaltabileceği gibi icabı halinde temdit de edebi- 
lir.                                                                            

    Madde 216 - Tahkikat hakimi iki taraf veya vekillerini isticvap eder. İki   
tarafın mutabık kaldıkları cihetleri tesbit ve ihtilaflı olanları tefrik eyler. 

    Madde 217 - Yukarki maddelerde gösterilen muamelelerden sonra tahkikat ha-  
kimi davanın muhakeme ve hüküm için kafi derecede tavazzuh eylediğine kani olur-
sa tahkikatın bittiğini tefhim eder.                                            
    Davanın ispatı için delil ikamesi lazım ise bunları tafsilen yekdiğerine    
tebliğ etmek üzere iki tarafa münasip bir mühlet verir.                         
                                                                                

    Madde 218 - Tahkikat hakimi ikame edilmek istenilen delillerden hangisi-    
nin kabule şayan olduğunu ve hangisinin olmadığını esbabı mucibe dermeyanı      
suretiyle takdir ve karara rapteder. Karar aleyhine esas davanın muhakemesin-   
de itiraz olunabilir.                                                           
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 219 - İkame edilmek istenilen deliller hakkında tahkikat hakimi       
(218) inci madde mucibince karar vermezden evvel re'sen veya iki taraftan bi-   
rinin talebine binaen murafaa icrası için iki tarafı huzuruna celp ve davet     
edebilir.                                                                       

    Madde 220 - Delillerin, kabul veya reddi hakkında tahkikat icra edildiği    
celsede ibraz ve ikamesi caizdir. Bu mümkün olmazsa hakim delili istima ve tet- 
kik için ayrıca bir gün tayin eder.                                             

     Madde 221 - İki tarafın esas dava hakkında dermeyan edeceği bilumum iti-   
raz ve müdafaalar birlikte tahkik olunur. Şu kadar ki tahkikat hakimi muhake-   
meyi basitleştirmek veya kısaltmak için re'sen veya iki taraftan birinin tale-  
bine binaen tahkikatın her halinde mezkür itirazat veya müdafaattan birini ve-  
ya bir kısmını diğerinden evvel tahkik ederek hükmedilmesine karar verebilir.   
                                                                                
                             BEŞİNCİ FASIL                                      
                                Hadise                                          
                                                                                

    Madde 222 - Tahkikat esnasında davaya müteallik bir mesele hakkında tah-    
kikat hakiminden karar almak istiyen taraf bunu tetkikata mahsus celsede şifa-  
hen veya celse haricinde iki nüsha olarak vereceği arzuhal ile talep eder.      

    Madde 223 - Dermeyan edilen talebi tahkikat hakimi şayanı tetkik görüp red- 
dine karar vermediği takdirde arzuhalin bir nüshasını tayin edeceği müddet zar- 
fında cevabını ve icabı halinde noktai nazarını bildirmek için diğer tarafa     
tebliğ eder.                                                                    
    Hadise hakkında iki taraf ihtilaf halinde ise tahkikat hakimi kararını ev-  
rak üzerine veya kendilerini davet ve ifadelerini istima ettikten sonra verir.  
Kanunen şekli mahsus tayin edilmiş olan ahval müstesnadır.                      

    Madde 224 - Kaide olarak tahkikat hakimi hadise hakkında bir celsede iki    
tarafı istima ve delailini tetkik ve kararını ita eder. İktizasına göre delil-  
lerin diğer celsede ikame ve tetkikına da karar verebilir.                      
    Salahiyet gibi hadise şeklinde halli muktazi iddialar mahkemeye gelmeksizin 
tahriren de dermeyan olunabilir.                                                

    Madde 225 - Tahkikat hakimi hadise hakkındaki kararını derhal ittihaz ve    
iki tarafa tefhim veya kendilerine bildirmek üzere nihayet üç gün zarfında mah- 
keme kalemine tevdi eder.                                                       
                                                                                
                             ALTINCI FASIL                                      
             Muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muameleler                      
                                                                                

    Madde 226 - Hesap görülmesine veya kalem kalem tetkika muhtaç davalarda     
hakim re'sen veyahut iki taraftan birinin talebiyle delillerin ikamesinden ev-  
vel ihzari muamele icrasını emredebilir.                                        
    Tahkikat için tayin edilecek celsede iki taraf şifahen ve tafsilen beyan    
ettikleri hesap ve kalemler hakkında izahat verirler. Tahkikat hakimi bu bap-   
ta iki tarafın mutabık kalmalarına çalışır. İşine göre yanına bir mütehassıs    
alabilir ve aldığı mütehassısı iki tarafa bildirir.                             
                                                                                

    Madde 227 - İki taraf bu kanun hükmüne tevfikan hakim tarafından emrolunan  
vesikaları ve hesap varaka veya defterlerini ibraz etmeğe mecburdurlar.         
    Hakim nakli müşkül defter ve vesikaları istisnaen bulundukları mahalde dahi 
tetkik veya bu salahiyetini intihap edeceği ehlivukufa tevdi edebilir.          
                                                                                

    Madde 228 - İki tarafın verecekleri şifahi izahat dinlenip gösterilen evrak 
ve defterler tetkik olunarak mutabık kaldıkları veya ihtilaf ettikleri cihet-   
ler zapta yazılır. Bundan sonra tahkikata usulen devam olunur.                  
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 229 - Hakim tarafından başka suretle muamele yapılması tensip olu-    
nan haller müstesna olmak üzere ibraz olunan evrak zabıtnameye kaydedilmekle    
beraber dosyasında saklanır.                                                    
                                                                                
                             YEDİNCİ FASIL                                      
                  Tahkikat hakiminin iki tarafı isticvabı                       
                                                                                

    Madde 230 - Tahkikat hakimi iki taraftan her birini re'sen veya talep       
üzerine isticvap edebilir. Hakim isticvap edeceği tarafa evvelemirde hakikatı   
olduğu gibi söylemesi hakkında vesayada bulunabilir.                            
    İsticvap müddeabihe veya onunla münasebeti olan hallerle vakıalara taal-    
lük etmek icap eder.                                                            

    Madde 231 - İsticvap olunacak şahıs, mahcur veya yaşı on altıdan küçük      
ise hakimin takdirine göre ya kendisi veya velisi veya vasisi ve hükmi şahıs    
ise mümessili isticvap olunur.                                                  

    Madde 232 - İsticvap olunacak kimsenin bizzat gelmesi lazımdır. Ancak o     
kimse mahkemenin dairei kazası haricinde mukim ise istinabe suretiyle isticvap  
olunur.                                                                         

    Madde 233 - Hakim tarafından muvacehe icrası müstesna olmak üzere isticvap  
yalnız mahkeme katibi hazır olduğu halde yapılır. Şu kadar ki isticvap edi-     
lecek taraf vekilini beraber bulundurabilir.                                    
    Vekilin davayı tenvir için kendisince lüzum gördüğü cihetleri müvekkilin-   
den sorulmasını hakimden talebe hakkı vardır. Diğer taraf da aynı salahiyeti    
haizdir.                                                                        
    Vekil müvekkiline teveccüh eden suale cevap vermekten veya verilecek ce-    
vabı telkin veya ima etmekten memnudur.                                         
                                                                                

    Madde 234 - (Değişik: 26/2/1985-3156/11 md.)                                
    İsticvap için çağrılmasına karar verilen tarafa geçerli bir özürü olmak-    
sızın gelmediği veya tertip olunan soruları cevaplandırmadığı takdirde sorulan  
vakıaları ikrar etmiş sayılacağı,çıkarılacak davetiyeye yazılır. Çağrılan taraf 
özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde,    
mahkeme sorulan vakıaları ikrar edilmiş sayar.                                  

    Madde 235 - İsticvap bitince zabıtaname tanzim olunur.İşbu zabıtname alenen 
her iki taraf muvecehesinde okunduktan sonra ziri hakim ve katip ile istic-     
vap olunan kimse tarafından imza olunur. Verilen cevaptan sonra yapılan tebed-  
düller ve ilaveler zabıt varakasına tahşiye ve imza edilir.İmzasız tahşiyelerin 
hükmü yoktur. Zabıt varakası imzadan imtina halinde keyfiyeti imtina için gös-  
terilen sebep zabıt varakasına yazılarak hakim tarafından imza olunur.          
                                                                                
                           SEKİZİNCİ FASIL                                      
                          Deliller ve ikamesi                                   
                                                                                
                            BİRİNCİ KISIM                                       
                            Umumi hükümler                                      
                                                                                

    Madde  236 - Dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin       
veya vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir. Ve mukir olan taraf aleyhine delil   
teşkil eder.                                                                    
    Maddi bir hatadan neşet ettiği sabit olmadıkça ikrardan rücu olunamaz.      
    Sulh müzakeresi esnasında sebkeden ikrar muteber değildir.                  
    Mahkeme haricindeki ikrarı teyit edecek delail ve emare mevcut ise hakim    
buna binaen hüküm verebilir.                                                    
*                                                                               
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                
                                                                                

    Madde 237 - Kaziyei muhkeme, ancak mevzuunu teşkil eden husus hakkında      
muteberdir.                                                                     
                                                                                
    Kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin     
 ve istinat olunan sebebin müttehit olması lazımdır.                            

    Madde 238 - Delil davanın halline tesir edebilecek münazaalı hususları      
ispat için ikame olunur.                                                        
    Maruf ve meşhur olan veya ikrar olunan hususlar münazaalı sayılmaz.         

    Madde 239 - Delil ikamesiyle mükellef olan veya meşhur ve maruf bir va-     
kaya istinat eden tarafın iddiası hilafını ispat için hasmı delil ikame edebi-  
lir. Fakat mücerret bu talebiyle beyyinenin kendisine müteveccih olduğunu kabul 
etmiş addolunamaz.                                                              

    Madde 240 - Bu Kanunun tayin ettiği haller müstesna olmak üzere hakim       
ikame olunan delilleri serbestçe takdir eder.                                   

    Madde 241 - Kanunun tayin ettiği istisnalardan maada hallerde deliller      
hakim huzurunda istima ve tetkik olunur ve mahkemede veya haricinde icra olunan 
tetkikler ve muameleler tafsilen zabıt varakasına yazılır.                      
    Şahit ve ehlivukufla müddeasını ispat edecek taraf evvelemirde hangi        
hususa dair bunların isticvap olunacaklarını tayin eder.                        

    Madde 242 - İki taraf istinat ettikleri bilümum vesikaları müfredat pu-     
sulası ile beraber mahkeme kalemine verir. Bunlardan hakim tarafından tetkika   
şayan görülenleri dosyasına vazı ile diğerleri iade olunur.                     
    İbrazına karar verilecek vesika, ibraz edecek taraf yedinde bulunmuyor-     
sa iş bu kanun ahkamına tevfikan celp ve tetkik olunur. Tahkikat hakimi icabına 
göre vesikanın diğer bir mahkeme marifetiyle tetkikına da karar verebilir.      

    Madde 243 - İki taraftan her birinin beyan eylediği deliller mümkün         
olduğu kadar aleni celsede tetkik olunur.                                       
    Bu suretle tetkikatın ikmali kabil olmazsa ikmali için icap eden cel-       
seleri hakim tayin eder.                                                        

    Madde 244 - İkame ve beyan olunan delillerin tamemen istima ve tetki-       
kından sonra iki yüz yirmi birinci madde hükmüne tevfikan ayrıca tahkikat icra- 
sına karar verilmiyen meselelerde iki taraftan her biri yeni delil ibraz ve     
ikamesini istiyebilir. Hakim muvafık görürse bu talebi kabul eder.              
                                                                                
                               İKİNCİ KISIM                                     
                                  Şahadet                                       
                                                                                

    Madde 245 - Aşağıdaki kimseler şahadetten imtina edebilirler:               
    1 - İki taraftan birinin nişanlısı,                                         
    2 - Aralarında evlilik rabıtası mürtefi olsa bile iki taraftan birinin      
karı veya kocası,                                                               
    3 - İki taraftan birinin neseben veya sebeben usul ve füruu yahut üçün-     
cü dereceye kadar neseben Veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik rabıtası  
mürtefı olsa bile ikinci dereceye kadar sebeben civar hısımları ve aralarında   
evlatlık rabıtası bulunanlar,                                                   
    4 - Memuriyet ve sanat ve meslekleri itibariyle bir kimsenin sırrını        
bilenler,şu kadar ki o kimse muvafakat ederse şahadetten imtina edemezler.      
                                                                                

    Madde 246 - Aşağıdaki hallerde herhangi bir kimse şahadetten imtina         
edebilir:                                                                       
                                                                                
                                                                       *