|
ŞAP
NEDİR ?
ŞAP
(Foot and Mouth Disease - aftosa; aphthous fever)
Özet:
Şap hastalığı, çift tırnaklı çiftlik hayvanlarının (koyun, keçi,
sığır, manda gibi) yüksek derecede bulaşıcı viral bir hastalığıdır.
Bu hastalık hayvanların ağız mukozalarında, burun çevresinde, meme
başlarında ve tırnaklar arası doku ile tırnakların deri ile birleşme
yeri olan corona bölgesinde, veziküler lezyonlar (içi su dolu torbacıklar),
erezyonlar ve ülserler ile karakterizedir.
Hastalığın
koyun, keçi, sığır, manda dışındaki diğer doğal konakçıları;
domuzlar, su buffalosu, karaca, geyik, antilop, ayı, lama, deve, zürafa,
fil, rat ve kirpidir.
Sığır
ve domuzlar hastalığa en hassas türlerdir. Her yaştaki hayvan hastalığa
duyarlıdır. Kalp lezyonları meydana gelen genç hayvanlarda ölüm
oranı yüksek seyreder. insanların hastalığa yakalanması çok
nadirdir. Hastalık Asya, Afrika kıtaları ile Güney Amerika’nın önemli
bir bölümünde ve Avrupa kıtasının bazı bölgelerinde görülmektedir.
ingiltere ve iskandinav ülkelerinde Şap hastalığına 50 yıldır
rastlanmamaktayken, son günlerde ingiltere’de Şap hastalığı salgınının
ortaya çıkması, batı basını ile birlikte ülkemiz gündeminde de
yerini almış ve ingiltere’deki agresif hastalık mücadelesi (hasta
ve hastalıktan şüpheli hayvanların öldürülerek daha sonra yakılmaları),
ülkemizde televizyonlarda hemen hemen her akşam bu manzarayı izleyen
insanlar arasında telaş yaratmış ve hastalığın insan sağlığını
etkileyeceği düşünülmüştür.
Oysa
Şap hastalığı ciddi et ve süt üretim düşüklükleri meydana
getiren, ekonomik yönü ağır basan bir hastalıktır.
Yine
de hastalık hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okuyucularımız
için aşağıda detaylı bir sunum hazırladık, sağlıklı günler
dileklerimizle.
Hastalık
etkeni, picornavirus cinsinden bir RNA virüstür. intrasellüler inklüzyon
oluşturmaz. Hastalık etkeni virüs, immünolojik olarak bağımsız 7
serotipe ayrılmıştır. Bunlar, A, O, C, SAT 1,2,3 ve Asya tipleridir.
Bu 7 serotip içinde en az 60 alt tip tanımlanmıştır. Bir alt tipe
karşı hazırlanmış aşı diğer alt tiplere etkili olmaz. Virüs yüksek
veya düşük pH’larda, güneş ışığında ve yüksek ısılarda hızla
inaktive olur, fakat normal çevre şartlarında çok dayanıklıdır.
Sodyum hidrooksit, sodyum karbonat ve asetik asit etkili dezenfektanlardır.
Fakat genelde kullanılan diğer dezenfektanlar etkili değildir.
Klinik
Semptomlar ve Ayırıcı Tanı: Şap hastalığının klinik olarak
benzeri bir sığır hastalığı olan Vesicular Stomatitis’ den ayırt
edilmesi olanaksızdır. Ancak Vesicular Stomatitis, sığırlardan başka
atları da etkiler. Şap’ın klinik semptomları olarak, ateş,
depresyon, iştahsızlık, neşesizlik, ara sıra meydana gelen titreme,
aşırı salya, dudak şapırtısı, burun akıntısı ve topallık gözlenip,
süt kesilmesi meydana gelebilir. Veziküler lezyonlar 0,5 – 10 cm çaplarındadır
ve 48 saat içinde patlar. Düşen kabukların ardından yaralar açılır
ve geniş eroziv yaralar oluşur. Bu yaralar çok ağrılıdır. Hasta
hayvanlar yemek yemede ve hareket etmede isteksizdirler. Hastalığa
yakalanma oranı yüksek, ölüm oranı düşüktür.
Hastalık
ekonomik olarak büyük zararlara sebep olur çünkü çok hızlı yayılır.
Kilo kaybı, mastitis (meme iltihabı), süt üretiminde düşme ve sıklıkla
yavru atmalara sebep olur. Ölümler kalp kası nekrozu oluşan genç
danalarda görülür. Sekonder bakteriyel pnöymoni ve ayak
enfeksiyonları çok sık oluşur.
Laboratuar
Teşhis: Klinik teşhisin zorluğundan dolayı Veziküler Stomatitis ve
diğer viral mukozal hastalıklardan ayırt etmek için, complement
fixation, virus neutralization, agar-gel precipitation, enzyme linked
immunosorbent assay (ELISA) veya fluorescent antibody testleri yardımı
ile laboratuar doğrulamaya ihtiyaç duyulur. ELISA testi en duyarlı
test olarak tanımlanmıştır. Şap ve Vesicular Stomatitis ihbarı
mecbur hastalıklardandır.
Pathophysiology:
Hastalığın kuluçka dönemi 3 – 7 gündür. Şap virüsüne ilk primer cevap yutak ve sindirim mukozası ve meme alveol epitelliumunda
meydana gelir. Virüsün yayılımı lokal olarak başlar ve diğer
hassas dokulara doğru genişler. 2 gün içerisinde ateş başlar ve
bazı veziküller meydana gelir. Veziküller ağızda ve rumen (işkembe)
pilorlarında oluşur. Ayrıca danalarda kalp ve iskelet kasında Zenker
nekrozu olarak tanımlanan dejenerasyonlar oluşur. Mukoza hücrelerindeki
yüzeysel hücreler bazal katmanlarından ayrılırlar.
Epidemiyoloji:
Yayılmanın birinci aracı hava yoludur. Enfekte çiftliklerin 80 km çevresinde
yayılımlar gösterebilir. insanlar virüsü ayakkabıları, elbiseleri
ve solunum sistemi dokularında 24 saatten fazla bir süre taşıyıp
bulaştırabilirler. iyileşen sığırlar 2 hafta sonra etrafa virüs
bulaştıramazlar, fakat bazı barınaklarda virüs 6 aya kadar kalarak
yeni salgınları başlatabilir. Virüs semenden de izole edilmiştir.
Sütte
virüs bulunur ve pastörizasyona rağmen canlı kalabilir. Pişmemiş
veya yarı pişmiş etlerde ve et ürünlerinde veya çöp kırıntılarında
saklanarak endemik bölgelerden uzak mesafelerdeki diğer bölgelere ulaşabilir.
Dondurulmuş ürünlerde virüs yıllarca mevcudiyetini koruyabilir.
Enfekte hayvanlardan başka, enfeksiyon kaynağı olarak hayvan altlığı
olarak kullanılan samanlar, gıda, süt, insanların ayakkabıları,
elleri ve tüm ekipmanlar sayılabilir.
Nekropsi
Bulguları: Ağız erozyon ve ülserine ilaveten rumen pupillalarında
da ülserler olabilir ve danaların kalp ve iskelet kaslarında
nekrozlar şekillendiği görülebilir.
Prognoz:
Buzağılarda akut myokarditis sonucu prognoz çok kötüdür. Erişkinlerde,
ayak lezyonları ve mastitis komplikasyonları hayvanın elden çıkartılmasına
sebep olabilir. Ayrıca yavru atma, ağrılı dispne, ısıya dayanıksızlık,
diabetes mellitus (şeker hastalığı) ve ishaller meydana gelebilir.
Tedavi:
Lezyonların iyileşmesini hızlandırmak ve komplikasyonları önlemek
için büzüştürücü ve antiseptik solüsyonların kullanılması,
taze yeşil ot gibi yumuşak gıdaların verilmesi, ayak banyoları ve
bol altlıklı yumuşak zemin, Flunixine meglumine gibi analjezik
semptomatik ilaçlar iyileşmeyi hızlandırır.
Korunma:
En önemlisi, hayvan hareketlerinin kontrolünün sağlanmasıdır. 6
aylıktan büyük sığırlarda her 6 ayda bir bölgeye uygun suş veya
suşlardan hazırlanmış aşıların yapılması (hastalığın sık görüldüğü
yerlerde 4 ayda bir tekrarlanabilir) zorunludur.
Dezenfeksiyonda
%2 Na OH, formalin veya %5 Na2 CO3 kullanılabilir.
Kaynaklar:
Aytuğ,
C.N., Alaçam, E., Görgül, S. (1989): Sığır Hastalıkları232-235,
Tekno Grafik istanbul.
Batmaz,
H. (1997): Sığır iç Hastalıkları, Semptomdan Tanıya – Tanıdan
Sağaltıma. 202, Danış San Ofset Ltd. Şti. Bursa.
Quinn,
P.J., Carter, M.E., Markey, B., Carter, G.R. (1999): Clinical
Veterinary Microbiology. 439-450, Mosby.
Smith,
B.P. (1996): Large Animal Internal Medicine. 819-820, Mosby.
|