İKİNCİ YUVA

Ben , Çanakkale’nin Çan ilçesindeki Atatürk İlköğretim Okulunda okuyorum. Duyduğuma göre 1967 yılında inşa edilmiş, okulum.

Bu okula ilk geldiğimde üçüncü sınıfa geçmiştim. O yüzden okul hakkında pek bir bilgim yoktu. Önce korkmuştum. Sınıfa girdiğimde herkes yüzüme dik dik bakıyordu. Sonra teneffüste kızlar ismini söylemeye başladı. Ama hiçbiri de aklımda kalmamıştı. Okulu az çok tanıttılar. Zamanla alıştım okula. Tabii onlarda alışmaya başladılar. Zaman su gibi akıp geçti. Daha dün üçüncü sınıfta okuyorken bugün yedinci sınıftayım.

Okulda çok şey öğrendim. Sevgiyi, saygıyı, terbiyeyi,arkadaşlığı, güzel, doğruyu kısacası bütün iyi ve güzel alışkanlıkları öğrendim. Her zaman daha iyiyi, daha güzeli yapmaya çalıştım. Tabi ki hepsi sevgili öğretmenlerimin sayesinde oldu. Okulumuzun her şeyi tam. Branş öğretmenlerimiz de tam. Üstelik dersi de gayet iyi anlatıyorlar. Okulumuzda şiir yarışması, okuma yarışması, resim yarışması gibi aktiviteler düzenleniyor. Tabii gösterilerde eksik olmuyor. Bazı günler çok sıkıcı, bazı günlerse deli dolu geçiyor. Kısacası okulda mutluyum.

Düşünüyorum da bir gün hepimiz ayrılacağız bu okuldan, ayrı ayrı liselere gideceğiz. Acaba sokakta birbirimizi gördüğümüzde dönüp de selam verecek miyiz? İşte bunu çok merak ediyor

Sevil Ünal

OKULUM

Benim okulum Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Kaynanalar Parkı’nın üstünde bulunan Atatürk İlköğretim Okuludur. 1967 yılında adını alan okul öğrenime 2 sınıflı olarak başlamıştır. Ama o zamanlar tek sınıflı kullanılırmış. Sonradan o zamanki okulun alt bahçesine 2,5 sene önce bir okul daha yapıldı. 4 katlı okulun 1. katının sağında fen   laboratuarı, kütüphane, hademelerin odası ile erkekler tuvaleti bulunmakta. Solunda kantin ile yerleri var. 2. katın solunda müdür odası, sağında müzik odası ile sınıflar var. 3. katın solunda kızlar tuvaleti ve giyinme odası ile sağında sınıflar bulunmakta. 4. katta ise 5 sınıf bulunmaktadır. Bu okulun dışı koyu bir yeşil renk ve açık pembe şeritleri vardır. Okulumuzun 2 bahçesi bulunmakta üst bahçe, alt bahçeye göre daha küçük. Sınıflarda ise sıralar tekli, tebeşir tozu derdi yok. Mevcut 35 kişiyi geçmiyor. Öğretmenlerin ise hepsi bir melek. Hiç biri öğrenci ayırımı yapmıyor. Hiçbir öğretmen öğrenci ayırımı yapmaz demeyin. Benim ilkokul öğretmenim; diğer öğrencileri onda ders alıyor diye onlara 5 verirdi. Bana gelince 1 verirdi.

Okul ne fakir, ne de zengin. Her okul gibi bilgisayarları, tepegözü, fotokopi makinesi bulunuyor. Eh zaten bunlar yeterli. Daha fazlasına hiç de lüzum yok. Ama ne yazık ki bu benim son senem. İnsan da gideceği zaman o yerin kıymetini ancak anlıyor. Size tanıttığım benim okulum. İnşallah gözünüzün önünde canlandırabilmişimdir. Canlandırabildiysem ne mutlu bana.

Burçin YAZICI     

OKULUMUZ VE KİŞİLERİ

Okulumuz önceden tek sınıflı bir öğretmenli olarak açılmış.Öğretmenin maaşı belediyenin gelirinden sağlanıyormuş.Daha sonra Yunanlılar tarafından yıkılmış.Çan merkezine bir okul yapılmış.Bu okulun adı 18 Eylül   İlkokulu adını almış.1967 yılında yukarı camii yanında 3-4 sınıflı bir okul yaptırılmış.Bu bizim şu an okuduğumuz okul Atatürk ilkokulu 18 Eylül İlkokulu’na bağlı olarak açılmıştır.

Ben 8 seneden beri Atatürk İlköğretim okulunda okumaktayım.1996-1997 yılında ilköğretime geçişle birlikte okulumuza ek bina yapıldı.Okulumuzun eğitim öncesi anasınıfı var.İşte burası bizim okulumuzdur.

Hep okulumuzdan bahsettik birazda okuldaki kişilerden bahsedelim;müdürümüz çok iyi birisidir.Hep iyi sözlü,tatlı dilli,güler yüzlü olmuştur.Müdür yardımcımız deseniz komiklik,şakacılık kategorisinde birinci gelir.Okulumuzda o kadar çok öğretmen var ki hepsinin iyilikleri güler yüzlülükleri aynı.Hizmetlilerimiz deseniz;hepsi çok iyi insanlar ama Recep abi biraz bağırıyor ben inanıyorum,o ne kadar şiddetli bağırıyorsa;bizim o kadar iyiliğimizi istiyor.İkide teyzemiz var.Hepsi o kadar iyidir ki anlatmakla bitmez.

İşte okulumuz  ve kişilerini tanıttım ama yine unuttum;okulun kırmızı kıyafetli kimi kısa kimi orta kimi uzun boylu öğrenci arkadaşlarımı unuttum,arkadaşlarımızın hepsi çok iyidir.Biz bu sene bu okuldan ayrılacağız ama bizim yerlerimizi tatlı yeni gül gibi öğrencilere bırakıyoruz.

Hoşça kal okul elveda ilkokul yılları.

Fatma KÜÇÜK-8. sınıf

OKULUMUZ

       Okulumuz Çan’da sayılı okullardan bir tanesidir.Öncelikle bunu yüksek eğitimli öğretmenlerimize ve dağa sonrada çalışkan öğrencilere borçluyuz.Okulumuz iki binadan meydana geliyor,birisi yeni diğeri ise eski binadır. Yeni binasında ilkokul öğrencileri, eski binasında ise ortaokul öğrencileri eğitim görmektedir.

Sınıflarımıza gelince  hepsi birbirinden güzel. Okulumuzun hizmetlileri çok iyi, çok güzel insanlar. Okulumuzda ayrıca zengin bir kütüphane vardır, dilediğimiz kitabı bulabiliriz. Birde fen ve teknoloji odası ve de bilgisayar odası bulunmaktadır.

Benim tek istediğim okulumuzun düzeni ve eğitimi hep böyle sürsün, ama sürecekte buna inanıyorum. Çünkü bu okul Atatürk İlköğretim Okulu.

Gönül KENAN

8/A No:239

PEMBE PANJURLU OKUL

Okulumuz düşündüğünüz gibi pembe panjurlu değil.Fakat bazı yerlerde pembe boyalar var.Bazı yerleri ise yeşil.Bahçede iki okul var.Biri eski diğeri de yeni.Eski okulun rengiyse pembe.Ama bununda pembe panjurları yok.Fakat top geldiğinde camları kırılmaması için kahve rengi demirleri var.İki de penceresi var. Biri büyük, diğeri küçük. Sahi birde yukarı bahçede anaokulu var.Fakat onlarla pek ilgilenen yok.

Okulumuzun öğretmen ve hizmetlileri çok iyidir.Hizmetli birkaç kadın İsmail Abi, Recep Abi  ve Tahsin Abimiz var.İsmail Abi gözlüklü çok komik biridir.Recep abi çok katıdır.007 James Bond’a  benziyor.Tahsin Abi’yi sorarsanız onunla pek tanışmadık.

         Müdürümüzü çok severim. Hiç katı değildir, her şeyi iyilikle söyler. Müdür yardımcımız her şeyi espri ile söyler. Şimdi sıra bizim derslerimize giren öğretmenlere geldi. Hepsini anlatamayacağım, fakat bazılarını anlatabilirim. Müzik hocamız flüt çalmaktan bıktığımızda hiç aklımıza gelmeyen espriler yapıyor. Türkçe hocamız bana kompozisyon yazdırmayı sevdiren kişidir. Din kültürü hocamız derste parmaklarını sıraya bastırarak koyar, elleri morarır içim çok acayip olur. Beden hocamız her zaman sportif bir şekildedir. Hiçbir zaman karizmasını bozmaz. İşte bazı öğretmenlerimi gözünüzde canlandırmaya çalıştım. Okulumuzun daha çok yeni sınıfları ve bunların içinde yeni eşyalar bulunmaktadır. Örneğin yeni açılan müzik odası, bilgisayar odası, laboratuar vb. geçen yıl kantinde müzik çalıyor ve biz de gidip teneffüste gidip dinliyorduk. Bu yılsa kantinde bir televizyon var. Teneffüste gidip izleyebiliyoruz. Ayrıca danışman nöbetçisi olduğumuzda canımız hiç sıkılmıyor. Sanırım okulun her şeyinden bahsettim. Fakat bir tek öğrencileri kaldı. Genel olarak öğrencileri iyi ve çalışkandır. Kızılay’ı, Yeşilay’ı vb. haftalarda şiirler ve yazılar okunduğunda dinlerler. Okula yeni başlayan miniklerin %75 sarı saçlı, mavi gözlü. Ben teneffüste televizyon izlemektense onları seviyorum. Umarım okul gözünüzde canlanmıştır. Eğer gözünüzde canlandıysa, tek yapmamız gereken pembe panjur takmaktır.

 Ayşegül ŞAHİN

ŞEFKAT YUVASI

Bu yıl 7. sınıfta okuduğuma göre,bundan 7 yıl önce bu okula gelmiştim.2 katlı,biraz uzunca,ufak bahçesi olan bir okuldu.Üst tarafında da topraklı bir bölüm,birkaç tahterevalli ve kaydırak vardı.

O zaman çok beğenmiştim okulu,hemen okulu gezmek,tanımak istedim.Yaşım gibi boyum da küçük olduğundan yeteri kadar büyük geliyordu. Fakat birkaç yıl sonra bu okul bana küçük gelmeye başlamıştı.5. sınıfta bir de ilköğretim okulu olup, 4 katlı bir bina daha katılmasıyla bahçe iyice daraldı.Çeşmeye kadar su içmeye giderken bile kafamıza toplar yağardı.Kimileri maç yapmak ister,kimileri kafasına top geldiğinden dolayı ağlar,sızlardı.

7 yıl oldu,hala bahçede bir değişiklik yok.Hep aynı dar bahçe.Şimdi bir de bizim oraya buranın 2-3 katı bahçesi olan bir okul oldu.O okulu gördükçe daha da çok içim yanıyor.Bana “madem o okulu çok beğeniyorsun hem de yakınınızda,niye o okula gitmiyorsun?” diye sorabilirsiniz.

Fakat asla o okula gitmem.Çünkü,ben bu okulun bahçesini ve bazı diğer yönlerini sevmesem de,öğretmenlerimi,arkadaşlarımı seviyorum.Bu okulda ilk dostluklarımı,ilk okuma heyecanını yaşayıp,ilk öğretmen ve arkadaş sevgisini öğrendim.

Seneye zaten bu okuldan ayrılıyorum.Buna hem çok üzülüyor,hem de biraz seviniyorum.

Nevin ÇALIŞKAN

ŞİRİN OKULUMUZ

 

Bizim okulumuz, şirin okulumuz. Atatürk İlköğretim Okulu, Çanakkale’nin Çan ilçesinde bıcırıklarıyla, kabadayısıyla, ressamıyla, şairiyle, sporcusuyla, yazarıyla tam bir aile. Bir kişi bizim okulu görsün, hemen içi ısınıveriyor.

Okulumuza 2 sene önce bir bina yapıldı. Dolayısıyla diğer bahçedeki tüm ağaçlar kesildi. Oyuncaklar yıkıldı. O oyuncakların ve ağaçların yerinde şimdi bir beton yığını var. Hem de 4 katlı velhasıl ki okulumuza yeni, büyük 4 katlı bir bina yapıldı. Biz yeni okulda 2 sene okuduk. İkinci sene yeni okuldan ayrılıp eski binaya geçtik. Yeni okulda 3. katta okuduğumuz için gerek öğretmenler için gerek bizler için sınıfa çıkması zor oluyordu. Eski binada şimdi 1. kattayız. Kapıdan gir, sola dön, düz git, vın turizm sınıftayız.

Öbür bahçede tasocuların mekanı evvel Allah. Tasosunu kapan hooop öbür bahçeye. Bahçemiz çok dar olduğu için teneffüslerde bahçede balık istifi gibi dolaşıyoruz. Eski binada kırtasiye malzemeleri satan bir kantin, harita odası, bilgisayar odası, idare ve sınıflar bulunuyor. Yeni binada kütüphane, kantin, laboratuar, idare, rehberlik ve öğretmenler odası var. Sınıflar da yok değil. Hem de fazlasıyla. Öğretmenlere gelince hepsi tam,boş hiçbir dersimiz yok. Diğer sınıfların da dersleri dolu geçiyor. Öğretmenlerimizle hizmetlilerle ve idarecilerle de iyi anlaşıyoruz. Hepsi çok iyiler, sağ olsunlar.

İşte bizim şirin okulumuz...

Ezgi ÖZKAN

YUVA

Herkesin belli senesini geçirdiği,hayatında iyi veya kötü bir şeyler öğrendiği okul vardır. Benim de ilk geldiğim halen de okumakta olduğum okulum;Çanakkale’nin Çan ilçesinde küçük bir okuldu.Ama ilkokullar genellikle böyleydi.Kendisi küçüktü fakat öğrenci sayısı çoktu.İkili öğretim yapılıyordu.

İlk geldiğimde ünlü,tanınan bir okuldu,hala da öyle giderek zamanla oranla yeniledi kendini.Artık tanıtalım şu meşhur okulumu:Renkler renge girer.En son pembe renge girdi.Üç katlı tek binaydı.Sekiz yıllık eğitime geçince,ek olarak dört katlı büyük bir binayla eğitime başladı.Branş öğretmenlerimizin sayesinde eğitim gerçekten güzel.Son zamanlarda sosyal faaliyetleri de çok meşhur.

Evet.Bu güzelleşen okuldan çok kişiler gelip geçti.Kimileri şanssız,kimileri şanslı.Biz gerçekte şanslı sayılırız.Ama bizden sonra gelecekler imkanlardan daha fazla yararlanıp daha şanslı olacaklar ve bu yuva sonsuza kadar eğitim verecek.

Ayşe TÜREN

İŞTE BİZİM EĞLENCE MERKEZİMİZ

Çan,Atatürk İlköğretim Okulu Çanakkale ilinin,Çan ilçesinde bir okuldur.Küçücük bir bahçesi,iki de bloğu vardır.Blokların biri ne kadar kısa ve dar ise öbüründe o kadar uzun ve geniştir.O küçük ve dar bloğun  dışı toz pembeye boyalıdır.Diğer uzun bloğun dışı ise koyu mu koyu yeşil bir renktedir.Ortaokul kısmı şirin küçük blokta eğitim görüyor.İlkokul kısmı ise o kocaman blokta eğitim görüyor.Ben bu okulun ortaokul kısmında okuyorum.Bütün okullar gibi o şirin küçük blokta eğitim görüyorum.Hani okulumuzun dar bir bahçesi var demiştim.Bir tane değil,iki tane.Biri alt tarafta,biri de üst tarafta.Biz onların isimlerini üst bahçe,alt bahçe diye ayırdık.Üst bahçe ile biz ilgilenmeyiz,genelde küçük sınıflar ilgilenir.Bize alt bahçe yetip artıyor.Ha birde alt bahçede birkaç tane ağaç ve birkaç köşe vardır.Teneffüs zili çaldığı zaman herkes köşe kapmaca oynar.O köşe senin bu köşe benim.Herkes bir köşe kaptıktan sonra bir daha oradan ayrılmaz.Arkadaşları ile sohbet eder.Okulun büyükleri yapar bunu genelde.Çünkü;küçük sınıflar gibi koşamayacakları için.Eğitim gördüğümüz sınıflar ise en az okulumuzun dışı kadar güzeldir.Herkesin sıraları sabit,isteyen kendi,isteyen arkadaşı ile oturuyor.Ama biz genelde arkadaşımızı tercih ediyoruz.Derslerimizi istediğimiz zaman tepegöz ile işliyoruz.Çokta güzel oluyor.Bilgisayar derslerimiz var ama onun hakkında bir şey diyemeyeceğim.Çünkü 8 seneden beri ancak bilgisayar derslerine başladık.Bunun içinde biraz kızgınız hani ama olsun,o kadar kusur kadı kızında da bulunur.Okulumuzdaki bütün görevliler bizimle içli dışlıdır.Hademelerden İsmail abi,bütün öğrenciler tepesine üşüşür,öper,sarılır gene sesini çıkarmaz.Çocukla çocuk olur.Tahsin abi ise tam tersi sessizdir.Kimse ile konuşmaz.Tahsin abi fotokopi çekemediği için biz hep onunla “Tahsin abi fotokopi çekiversen ya” diye dalga geçeriz.O da sadece güler.Aslında benim için okul kavramı her zaman farklıdır.İlkokulda hiçbir zaman tatilin gelmesini istemediğim,öğretmenimden arkadaşlarımdan ayrıldığım zaman çok üzüldüğüm,bir eğlence merkezi idi.Ama şimdi o eğlence merkezi gitti,yerine sanki bir disiplin merkezi geldi.Belki de bu düşünce idareden kaynaklanıyor.Çünkü her gün sürekli çalışın,çalışın lafını duymaktan bu hale geldik.Belki de bu biraz 8. sınıf olmamızdan kaynaklanıyor.Ama 8. sınıfız diye bu kadarda sıkmalarına gerek yok ki.Hemen okulda bir şey olsun sorumlusu 8. sınıflar oluyor.Aslında bu ilgiden de memnun olmadığımız söylenemez.Çünkü müdürümüz her gün konuşmasında bizi anlatıyor.İyi ve kötü olsun orada adımız geçiyor ya.Belki de bizim adımızı anmalarının sebebi hani biz bu sene gideceğiz ya öbür sınıfların bizi unutmamalarını sağlamalarıdır.Bu kadar söyleyişten sonra da unutacaklarını hiç sanmıyorum.Ne güzel;gelecek nesil bizi her yönümüz ile yaşatacak,bu da bizim için çok güzel bir şey olur her halde.Düşünseniz ya bayağı yaşlandıktan sonra okula geliyormuşuz ve bir da ne görelim okulumuzun her tarafında bizim heykellerimiz.Ne güzel olurdu ama.Biliyorum gene saçmaladım.Aslında okulumuzun şu anki hali de çok ama çok güzel.Onun için okulumu çok ama çok seviyorum ve ondan hiç ayrılmak istemiyorum!!!

Burcu UYGUN

BENİM OKULUM

Gelin size okulumu göstereyim. Okulum, Çanakkale’nin Çan ilçesindeki okullardan biri. Atatürk İlköğretim Okulu.

Kendileri 1967 yılında inşa edilmiş, ne depremler ne yangınlar geçirmiş ve yıkılmıştır. Daha sonra tekrar inşa edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.şu anda bir ek bina ile iki blok halini almıştı. İki de bahçesi vardır, okulumun. Biri yeni bloğun arkasında biraz yüksekte olan üst bahçe, diğeri de eski binanın önünde uzanan alt bahçe. Üst bahçede de okul öncesi eğitim veren bir ana okulu vardır.

Eski bina dediysek öyle dökülen bir yer gelmesin aklınıza. Dışı da, sınıflarının içi de çok güzel bir görüntüye sahip. İşte biz burada eğitim görüyoruz. Hey gidi günler hey... ne anılarımız geçti bu okulda. Her köşesinde bir şeyler var. Eee az değil. Tam sekiz sene geçti. Göz açıp kapayana kadar geçti zaman. Burada arkadaşlar arasında eğitim gördük. Ne büyüdüğümü anladım, ne de  zamanın nasıl geçtiğini. Bize her zaman derler “Büyüdünüz artık çocuklaşmayın.” Ama ben kendi adıma söylüyorum içimdeki o küçük çocuk –Pek büyük sayılmam ama söylediklerine göre adam olmuşuz bazı yönlerden hep ağır basan taraf oluyor. Bu da okul ortamının sıcaklığından olsa gerek.

Okulumuzdan bahsettik, az buçuk, kendi duygularımızı anlattık. Geldi sıra okulumuzdaki görevlilere. Bir defa hepsi çok sıcak insanlar. İçlerinde biraz sert insanlar da var ama olsun. Hepsi iyiliğimizi istiyor. Hizmetlilerimizden  İsmail Abi gerçekten çok sıcak ve neşeli birisi. Çocuklar hep etrafında pervane. Recep Abi çok katı gibi duruyor. Ama oda gerçekten çok iyi birisi. Müdürümüz “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” sözüne hep bağlı kalıyor. Her şeyi tatlı dille anlatıyor. Müdür yardımcımız deseniz her zaman spirili. Gönül ister ki okuldaki herkesi anlatalım. Fakat anlatmakla bitmez. Ortak özellikleri hepsi iyiliğimizi düşünüyor.

Nasıl beğendiniz mi? Güzel değil mi? Tabi güzel. Ortam güzel, dostluklar güzel, her şey güzel. Nede olsa benim okulum.

Alpgiray KESKİN